EMO’da Hukuksuz ve Antidemokratik Olarak İşten Çıkarıldım. Direneceğim!

EMO’da Hukuksuz ve Antidemokratik Olarak İşten Çıkarıldım. Direneceğim!

Ben Nursemin Yıldız. Yaklaşık iki yıldır örgütlenme sekreteri olarak görev yaptığım Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden hukuksuz olarak işten çıkarıldım.

Kendisini demokrat ve solcu olarak tanımlayan EMO Genel Merkez yönetimi, Türkiye'nin en büyük işçi direnişi olan 15-16 Haziran’ın yıl dönümünde beni yasa dışı ve antidemokratik olarak işten çıkarmayı, haklarımı gasp etmeyi tercih etti (Bu kararda 3 YK üyesi karşı oy kullandı).

17 Haziran 2026 tarihinde EMO İstanbul Şubesi yazmanı tarafından tarafıma yapılan iş aktimin feshedildiğine dair bildirim, EMO’daki çürümeyi bir kez daha apaçık ortaya koydu. Sözde çalışan mühendislerin haklarını savunduğunu iddia eden bir kurum, en gözü kara kapitalist şirketlerin bile ötesine geçmişti. 12 Eylül Anayasası tarafından bile hak olarak tanınan maddeler EMO tarafından ihlal edildi. Demokratik ilkelerin zaten unutulduğu Odamızda, İş Kanunu da, SGK Kanunu da böylelikle kalbura çevrildi. 

Bakın neler yaptılar

  • Çalıştığım süre boyunca mobbinge maruz kaldım.
  • İşten çıkışım yasalara aykırı biçimde 17 gün geriye dönük gösterildi.
  • Fiilen çalıştığım günler yok sayıldı.
  • Çalıştığım günlerin ödemeleri yapılmadı.
  • SGK bildirimlerim eksik yapıldı.
  • İhbar tazminatım verilmedi.
  • İzin haklarım gasp edildi.
  • Yasal olarak süresiz sözleşmeli bir statüde çalışmama rağmen, sözleşme süresinin bittiği iddia edilerek çıkışım yapıldı.

EMO bünyesindeki yetkili sendikaya üye son mühendis olan beni işten çıkardılar ve Odamız bünyesinde sendikalı mühendis bırakmadılar. Kendilerine hâlâ demokrat diyorlar. Kayyumların, mutlak butlanların, antidemokratik uygulamaların aleyhine konuşmalar yapıyor, mühendis hakları üzerine vaaz vermeye devam ediyorlar. Ama bugün Odamız’da tüm personelin işi, ekmeği, hayatı, geleceği bu yöneticilerin iki dudağının arasındadır. Bugün odamızda herhangi bir çalışan arkadaşım, herhangi bir gerekçeyle ve hatta gerekçe göstermeksizin kapının önüne koyulabilir.

Birlikte düşünelim

  • Kendi çalışanının sigortasını yatırmayan bir oda; bir mühendisin sigortası özel sektörde gerçek ücretinin çok altında yatırıldığında bunun mücadelesini verebilir mi?
  • Kendi çalışanının ihbar tazminatının, izin haklarının üzerine konan bir oda, meslektaşının özlük haklarını savunabilir mi?
  • Kendi çalışanın sendikalı olmasını istemeyen, bünyesinde sendikalı mühendis bırakmayan bir oda iş yerlerinde mühendislerin sendikal haklarını, toplu iş sözleşmesini savunabilir mi?
  • Kendi çalışanını sanki çalışmamış gibi göstererek evrakta sahtecilik yapan bir oda, memlekette yapılacak sahtecilik ve yolsuzluklara karşı çıkabilir mi?
  • Daha az maliyetli diye sendikalı personel çalıştırmayıp, onların işlerini mühendislere yaptıran ve devamında mühendislere esnek çalışma uygulayan bir oda, esnek ve güvencesiz çalışmaya karşı çıkabilir mi?
  • İster geçmişte sendikacı, solcu, eylemci, yazar, konuşmacı, aydın apoletine sahip olsunlar, şu an yaptıklarıyla ayan beyan çürüyenler ve hatta kurtlananlar, dünyadaki, ülkemizdeki, Odamızdaki çürümüşlüğe müdahale edebilir mi? 

Bu Direniş Neden Önemli?

Bu noktada benim başlattığım bu direniş, EMO’nun demokratik ilkelerinin, geleneğinin devamı için çok önemlidir. Bu antidemokratik, çürümüş, rantçı anlayışlara karşı bir başkaldırıdır direnişim.

Bugün sessiz kalırsam; şu anda yanıma inmeye çekinen arkadaşlarımı da yarın aynı pervasızlıkla kapının önüne koyacaklar veya hepsini karşılarında tekmil veren, esas duruşta selam çakan birer kurşun askere çevirecekler. 

Bugün sessiz kalırsam; sahada, şantiyede asgari ücrete tabi tutulan meslektaşlarımın, evinde açlığa ve bunalımlara mahkûm edilen genç işsiz meslektaşlarımın içler acısı durumları devam edecek.

Bugün burada sessiz kalırsam; bin bir umutla okulunu okuyan, düşünen, yaratan, memlekete faydalı olmayı uman geleceğin mühendisi öğrenci arkadaşlarımın bir umudu daha sönümlenecek.

Bu cümlelerden kendimi dev aynasında gördüğüm anlaşılmasın. Ama böyle karanlık bir ortamda birilerinin çıkıp “Dur” demesi lazım. İşçinin “Dur” demesi lazım, öğrencinin “Dur” demesi lazım, emeklinin “Dur” demesi lazım, kadının “Dur” demesi lazım. Haksızlığa karşı “Dur” demek lazım.

Birileri stand-up sahnesinde “Dur” diyor, birileri sendikalarında bedenlerini açlığa yatırarak “Dur” diyor, birileri üniversite sıralarında “Dur” diyor ve ben de EMO’daki bu haksızlığa Odamın önünde “Dur” diyorum.

Emekçiler Olarak “Dur” Diyelim

Eğer emekçiler olarak

  • Özlük haklarımızı istiyorsak,
  • Grevli toplu sözleşme hakkımızı istiyorsak,
  • Evimize ekmek götürmek, çocuğumuzun karnını doyurmak istiyorsak,
  • İş cinayetlerinde can vermemek, mobinge uğramamak istiyorsak,
  • İşimizi patronların iki dudağından çıkacak tek cümleyle kaybetmek istemiyorsak,

gelin hep birlikte “Dur” diyelim. Unutmayalım. Biz milyonlarız onlar ise bir avuç. Patronlara, asalaklara, zorbalara, çürümüşlere karşı gücümüz birliğimizdir.

Bugün Odamın önünde açmış olduğum bu direniş masamı işe geri alınana kadar kaldırmayacağım. Direnişimde değerli dostlarımız beni yalnız bırakmayacağını biliyorum. Şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.

 

Kurtuluş Yok Tek Başına, Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz

 

Elektrik Mühendisi Nursemin Yıldız

Image
Nursemin Yıldız imza masasında konuşurken