17 Eylül 2026
Üç bileşenli Demokratik Birlik’in 6 Eylül 2026 tarihinde yapmış olduğu açıklaması güldürü piyesi taslak metni olarak kaleme alınmadıysa, bu metni kaleme alanların gerçekten bir mantık sorunu olması gerekiyor. Öyle ki; metinde Mühendis Meclisi tarafından yapılan açıklamaların demokrasi kültürü ile bağdaşmadığı yazıyor. Ancak başına “demokratik” sıfatı eklendiğinde demokrat olunduğunu sanan bu grubun önde gelenleri, yaptıkları antidemokratik uygulamaların üstünden atlayarak başkalarına demokrasi dersi vermeye kalkıyorlar.
O zaman bakalım bu “demokrasi” kahramanları demokratlık adına ne yapmışlar:
EMO Merkez Seçimlerinde ve Sonrasında Demokratik Birlik Ne Yaptı?
EMO merkez seçimlerine yönelik hazırlanmak istenen ittifak listesinde (Lacivert Listede) Mühendis Meclisi'nin adayını veto etme haklarını kendilerinde görmüş, bununla da yetinmeyip Mühendis Meclisi'nin adayının da kendileri tarafından belirlenmesi gerektiğini söyleyebilecek kadar ileri gittiler.
Ayrıca, Demokratik Birlik’in bileşenlerinden Demokratik Platform (DP) ve İstanbul Çağdaş Demokrat Mühendisler (İÇDM) de Özgür Baretliler’in hem Genel Merkez adaylarına hem de TMMOB adaylarına çeşitli gerekçelerle itiraz ettiler. Bu yanıyla gerek ittifaklarına gerekse kendi bileşenlerine yaklaşımlarıyla ne kadar “demokrat”, ne kadar "birlik yanlısı" olduklarını ispatladılar.
EMO Merkez seçimleri sonucunda seçilmediği halde türlü oyunlarla yönetime girip, bir de üstüne başkanlık koltuğuna kurulan Mahir Ulutaş’ın ilkel intikam duygularına teslim olup, Nursemin Yıldız’ın işten atılmasına aracı olarak “demokratlığın” zirvesine çıktılar.
Bu arada ne kadar “irade” sahibi olduklarını, ortaya koydukları iradesizliği gizlemek için söyleyebildiler.
Seçilmemiş bir başkanın kanunsuz talimatlarını yerine getirerek Nursemin Yıldız’ın 17 günlük maaşını, ihbar tazminatını gasp ederek hukuksuz bir şekilde işten atılmasına göz yumdular, hatta göz yummanın ötesinde emir eri gibi işten atılmasına aracı oldular.
Tüm bunlar bu grubun ne muazzam bir demokrasi kültürüne sahip olduğunu gösteriyor.
Ama ne önemi var… Nasılsa grup adının başına “demokratik” sıfatı konması başkalarına demokrasi dersi vermek için yeter de artar bile diye düşünüyorlar. Ülkemizdeki kültürel ve politik deformasyondan nasibini almış bu grubun aynaya bakmaya bile cesareti olmadığı ortadadır.
EMO İlkel Duyguların ve Egoların Tatmin Aracı Değildir
Evet!... Katılıyoruz… ‘Odamız; fırsat kollayıcı, karşıtlıklardan beslenen oportünist politikalarla küçük grupsal çıkarların devşirileceği, kişisel hesapların görüleceği ya da kişilerin egolarının tatmin edileceği bir alan değildir.’
Yıllardır Odayı ve şubeleri kendi mülkleriymiş gibi görenlerin başkanlık koltuklarına yapışması ve koltuklarını korumak uğruna her türlü kirli hesabın içine girmeleri kabul edilemez. Demokratik Birlik, delege tarafından seçilmemiş olan sözde “Başkan” Mahir Ulutaş'ın kişisel egosunu tatmin etmek için Nursemin Yıldız’ın hukuksuz olarak işten çıkarılmasına aracılık etti.
Mesele yalnızca bir çalışanın hukuksuz olarak işten çıkarılması da değildir. Nursemin’in Örgütlenme Sekreteri olarak çalışmaya devam etmesi, kendi grupsal kadro hesaplarının önünde bir engel olarak görüldü. Bu engelin ortadan kaldırılmasının ardından EMO İstanbul Şubesi Demokratik Birlik kadrolarıyla dolduruldu ve böylece bir sonraki dönemde Şube Yönetiminin tek başına Demokratik Birlik tarafından alınması için zemin hazırlandı.
Bu hesabı hayata geçirmek için hukuka aykırı kararı oportünistçe uygulayanların, sonrasında bütün sorumluluğu Genel Merkez’e yıkmaya çalışması ise siyasi ve örgütsel sorumluluktan kaçmaktan başka bir şey değildir. Zaten Nursemin Yıldız kendi hakları kadar EMO’daki bu demokrasi karşıtı uygulamalara karşı direnmekte, Mühendis Meclisi onun için bu direnişe destek vermektedir.
Nursemin Yıldız’ın İşten Atılmasında Demokratik Birlik de EMO Yönetimi Kadar Sorumludur
İtibar, kişinin kendisinin kazanacağı veya kaybedeceği bir imajdır. Şimdi bu itibarsızlaşma kişinin kendisinin sorumlu olduğu bir durum mudur, yoksa bizim bir dahlimiz var mıdır, bakalım:
Demokratik Birlik kendi açıklamasında İstanbul Şube Yönetim Kurulu’nun Nursemin Yıldız’ın çalışmaya devam etmesi yönünde üç kez oybirliğiyle karar aldığını söylüyor. Şubede personel çalışma sürelerinin yönetim dönemiyle sınırlı olması şeklinde bir teamül olduğunu açıklamasını eklemeyi de unutmuyor. Yani, Nursemin Yıldız’ın zaten gitmesi gerekiyordu, işten atılması o kadar da önemli değil denmek isteniyor. Peki… Bundan önceki hangi dönemlerde personel yönetimle birlikte gitti? Madem personel eski yönetimle gidecekti, niye yeni dönemde Nursemin Yıldız’ı işten atmak için üç ay beklendi? Daha da kritik olan soru şudur: Nursemin Yıldız ile birlikte bir önceki dönemden gelen ve işine devam eden müdür ve teknik müdür için de "süreleri yönetim dönemiyle sınırlı" denmekte midir? Bu çalışanlar da aynı mantıkla işten çıkarılacak mıdır? Yoksa çalışma süresi "yönetim dönemiyle biter" safsatası yalnızca Mühendis Meclisi'nden olan çalışanlar için mi geçerlidir? Nursemin Yıldız’ın iş akdi süresiz olduğu halde, ortada bu durumu bilemeyen bir yönetim kurulu mu var da, iş akdi süresinin uzatılmasından söz edilmiştir? Bununla da yetinmeyip, Nursemin Yıldız’ın iş akdi sona ermiştir diye nasıl gerçek dışı bir ifade açıklamaya yazılmıştır?
İtibar ortaya konulan iradeye gerçekten sahip çıkmakla kazanılır.
Ayrıca ‘Nursemin Yıldız’ın iş akdi sona ermiştir’ ifadesini Demokratik Birlik açıklığa kavuşturmalıdır. İş akdi kendiliğinden mi sona erdi, yoksa Genel Merkez Yönetim Kurulu tarafından fesih kararı mı alındı? Fesih söz konusuysa karar tarihi, Nursemin Yıldız’a bildirim tarihi ve SGK işten çıkış tarihi nedir? 17 Haziran’a kadar fiilen çalışan bir personelin işten çıkışı neden 31 Mayıs olarak gösterildi? Gerçeklerin doğru biçimde ortaya konulması isteniyorsa, önce bu kronoloji açıklanmalıdır.
Demokratik Birlik, ‘Şube iradesinin ve örgüt demokrasisinin savunucusu olacağız’ diyor. O halde soruyoruz: Demokratik Birlik, Şube Yönetiminin üç kez oybirliğiyle ortaya koyduğu “iradeyi” reddeden Genel Merkez kararına neden karşı çıkmadı ve bugün neden hâlâ karşı çıkmamaktadır? Şube iradesini yalnızca işlerine geldiğinde mi savunacaklardır?
Nasıl bir iradeye sahipler ki, ortaya koyduklarını iddia ettikleri iradeye sahip çıkamayacak kadar zayıflar?
Şubenin bir örgütlenme sekreterine ihtiyacı yoksa, bunu niçin yönetime gelirken seçim öncesi açıklanmadı da seçilmemiş bir başkanın kişisel egolarının tatmin edilmesine yapılan aracılığı gizlemek için bu ifadeler kullanılıyor? Ya da bu kadroya kendilerine yakın birini atamak için mi, Nursemin’in işten atılmasına aracılık edildi?
EMO Merkez Seçimlerinde Mühendis Meclisi İrade Ortaya Koymuştur
Mühendis Meclisi’nin EMO yönetimine gösterdiği aday Demokratik Birlik tarafından saf dışı bırakılmak istendiği için, EMO merkez seçimlerinde Mühendis Meclisi’nin Demokratik Birlik’i saf dışı bırakan bir liste çıkardığı doğrudur. Demokratik Birlik’in, aday önermemize dahi müdahale etme hakkını kendinde gören ilkel ittifak anlayışına karşı aldığımız bu tavır meşrudur ve halen tarafımızca gururla savunulmaktadır.
Aldığımız tavır sonucunda Lacivert Listenin masası dağılıp da saf dışı kalacağını anlayan Demokratik Birlik, ihtiyaç duyduğu delege sayısına ulaşmak için çareyi sağcı Frekans Grubu ile anlaşmakta buldu. İstanbul Şube Genel Kurul'unda tüm gruplar Konya'nın Şube yapılması konusunu Genel Kurul'dan bir yıl sonra yapılacak Olağanüstü Genel Kurul'a bırakma noktasında anlaşmış olduğu halde, Frekans Grubunun delege desteğini alabilmek için, Genel Kurulun sonuna doğru ve EMO İstanbul Şubesi Genel Kurulu iradesini hiçe sayarak, 10 – 15 dakika içinde sağcı yönetimin iş başına geleceği aşikar olan EMO Konya Şubesi kuruluş kararını aldılar.
Tüm bunlar EMO 50. Genel Kurulu kayıtlarında vardır. Demokratik Birlik Grubunun önde gidenlerinin hepsinin ve Mahir Ulutaş'ın Konya Şube kurulması için verilen önergede imzaları bulunmaktadır.
Demokratik Birlik’in, aday önermemize dahi müdahale etme hakkını kendinde gören ilkel ittifak anlayışına ve sağcılarla yaptığı iş birliğine karşı aldığımız bu tavır ve Turuncu Listeyi oluşturma irademiz meşrudur ve tarafımızca gururla savunulmaktadır.
Ancak yaptığımız liste sayesinde Mahir Ulutaş 9. sıraya düşecekken, Demokratik Birlik kendi içinde kendi listesine sahip çıkamadı, kendi listesinden isim çizdi. Seçime soktuğu listeye sahip çıkamayan Demokratik Birlik’in bu basiretsiz tutumu sonucunda, Mahir Ulutaş 8. sırada kaldı ve yapılan oyunlarla önce asıla çıktı ve ardından da başkanlık koltuğuna oturdu. Bunun sorumlusu Demokratik Birlik değil de kimdir?
Demokratik Birlik Merkez seçimleri sırasında yaptığı ayak oyunlarını gizleyip, suçu Mühendis Meclisi’ne yükleyip, ardından da bu seçilmemiş başkanın ilkel intikam duyularına teslim olup, onun egosunun tatmin aracı oldu.
Tüm bu davranışlar Demokratik Birlik’in itibarsızlaşmasının asıl nedenidir.
Şecaat Arz Ederken Merd-i Kıpti Sirkatin Söyler
Bu “Demokratik” Birlik diyor ki; ‘biz EMO’da ticarileşmeye karşıyız. Bir iktisadi işletme de kurmadık.’
Peki ne yaptılar?
Diyorlar ki; ‘iktisadi işletme kurmak için merkezden yetki istedik.’
Hakikaten sanki bir ortaoyunu repliği yazılmış. Güler misiniz yoksa EMO İst. Şb.’yi kimler yönetiyor diye ağlar mısınız?
Bir grup kendini ve arkasında durduğu yöneticileri itibarsızlaştırmak için bundan daha fazla ne yapabilir ki?
Eskiden holding yöneticilerine genel müdür denirken, şimdi bu koltuklarda oturanlara İngilizce Chief Executive Officer tanımının baş harfleri alınarak CEO deniyor. Yani CEO bir hakaret sözcüğü değildir. İktisadi işletme kurmak için yetki isteyen kararı yönetim kurulundan geçiren şube başkanının, kurulacak işletmenin genel müdürü (CEO) olması beklenir. Hem böyle bir iktisadi işletme kurmak için yetki isteniyor ve hem de bu iktisadi işletmenin başına atanacak şahsa CEO denmesini hakaret olarak algılıyorlar. Kuracağınız iktisadi işletmeye bir genel müdür atanmayacaksa, bu işletme nasıl yönetilecek? Yok başkan genel müdür olmayacaksa, o zaman nasıl bir organizasyon yapılacağı açıklansın ki, kimin genel müdür yani CEO olacağını bilelim ve yanlış kişiye CEO demeyelim.
Ayinesi İştir Kişinin, Lafa Bakılmaz
İktisadi işletmenin henüz kurulmamış olması tartışmayı ortadan kaldırmaz. Asıl soru, İstanbul Şube Yönetim Kurulu’nun iktisadi işletme kurulabilmesi için Genel Merkez’den neden yetki istediğidir. Hangi faaliyetlerin mevcut Şube yapısı içerisinde yürütülemediği, hangi mali, vergisel veya idari gerekçelerle iktisadi işletmeye ihtiyaç duyulduğu ve öngörülen organizasyon yapısının ne olduğu açıklanmalıdır. Tartışılan şey kurulmuş bir işletmenin varlığı değil, bu yönde alınmış Yönetim Kurulu kararıdır. Diğer bir şubede iktisadi işletme kurulmuş iken EMO İst. Şb.’nin de sıraya girmesi iktisadi işletme kurmak istemek değil de nedir?
Demokratik Birlik’in gerçekten ticarileşme konusundaki politik tutumunu yeniden ispatlamasına ihtiyacı yoktur. İktisadi işletme kurma yetkisi isteyerek bu konudaki politik tutumunu zaten ortaya koymuş durumdadır. İtirafın ayrıca ispatına bu nedenle de gerek yoktur.
Demokratik Birlik Gerçekten Bir Demokrasi Kültürüne Sahip mi?
Davranışları ve kararlarıyla demokratlığı yerlerde süründüren bu grubun asıl meselesi, EMO içerisinde ve demokratlar arasında nasıl bir mücadele kültürünün hâkim olacağı imiş.
Demokrasi kültürünün bu grubun davranışlarına nasıl yansıdığını yukarıda özetledik. Bu “kültürün” bize bulaşmaması ise bizim asıl meselemiz olacaktır.
Bu arada, karşısında liste çıkardıkları seçilmemiş Başkan Mahir Ulutaş da birdenbire bu grubun gözdesi olmuş ve Demokratik Birlik onun savunucusu kesilmiştir. Sayemizde cebinde boncuk buldukları bu seçilmemiş “başkan” üzerinden muhtemelen bir sonraki dönemde Sol Parti ile arayı düzeltme arayışının girizgâhı yapılmış.
Demokratik Birlik demokratlar arası güven ilişkisine, önce Ankara’da Mühendis Meclisi içinden aday belirleme yetkisini kendinde görerek bir darbe vurdu, ardından sağcılarla iş birliği yaparak güvensizliği perçinledi, daha sonra ise Nursemin Yıldız’ın işten atılmasına aracılık ederek bu güveni tümüyle ortadan kaldırdı.
Sorumluluk anlayışları bu davranışlar bütünü ise, bu sorumluluğa biz ortak olmayacağız ve EMO’nun ticarileşmesine ve örgüt içi demokrasinin ortadan kaldırılmasına izin vermeyeceğiz.
Demokratik Birlik Gerçekten Meslektaşların Sorunlarıyla İlgili mi?
Demokratik Birlik açıklamasında; “EMO; yüz binlerce meslektaşımızın sorunlarının çözümü için çalışan, kamusal denetim sorumluluğu taşıyan, kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu ve TMMOB’nin en güçlü ve etkin odalarından biridir” diyor. Bizim arzumuz ve çabalarımız da gerçekten EMO’yu etkin bir oda yapma doğrultusundadır. Ama bu işler lafla olmuyor. Basiretsiz yöneticilerin elinde EMO her gün biraz daha saygınlığını yitiriyor.
Meslektaşların sorunlarından bahseden Demokratik Birlik, 58 bin 600 EMO üyesini etkileyen veri ihlali ve üyelere ait e-posta adresleri ile parola hashlerinin çalınması karşısında tek kelime etmeyip, ama meslek ve meslektaş sorunlarından söz ederek yaptığı hamasete artık inanılmayacağını görememektedir. Bu konuda sorumluluğunu yerine getirerek üyeleri uyarmak yerine, EMO Yönetimin bu kepazeliği gizleme çabasına ortak oluyor.
İktisadi işletme kurmak için yetki isteyip diğer yandan da EMO’nun ticarileşmesine karşıyız hamasetini üyelere yutturmaya çalışan Demokratik Birlik artık EMO İst. Şb.’nin sahibi olmadığının farkına varmalıdır.
Yönetim Kurullarında Şerhsiz Karar Alınması Başkanın ve Çoğunluk Grubun Becerisidir
Demokratik Birlik‘aynı grubun sürekli şerh koymasından’ yakınıyor. Herhalde Yönetim Kurulu olarak alınan iktisadi işletme kurulmasına yönelik yetki isteme kararına şerh koyulmasından duyulan rahatsızlık ifade edilmek istendi. Aslında Demokratik Birlik kendisine suç ortağı olmamızı istemiş ve bu olmayınca da bundan rahatsız oldu.
Oysa bir yönetim kurulundan şerh koyulmaksızın karar çıkartabilme becerisi başkana ve çoğunluk oyuna sahip gruba aittir. Karar sayısı çoğunluğuna dayanarak, çıkartmak istedikleri kararları yönetime dayatıp, bu dayatma kabul edilmeyince de bundan şikayet edilmesi tam da bu gruba yakışacak bir davranış biçimidir. İlkel demokrasi anlayışları gereği demokrasinin parmak sayısından ve çoğunluk dayatmasından ibaret olduğunu sanmaları normaldir. Oysa demokraside azınlık hakkı denen bir kavram vardır ve şerhsiz karar almak isteniyorsa azınlık tarafın görüşlerini de içerecek şekilde karar almayı öğrenmeleri gerekmektedir. Bunu beceremeyip şerh konulmasından yakınmak da tam da bu gruba yakışan bir davranıştır.
EMO Hiçbir Grubun Mülkü Değildir!
EMO hiçbir grubun mülkü olmadığı gibi, Demokratik Birlik’in de mülkü değildir. Biz Demokratik Birlik’i ve arkasında durduğu Şube Başkanını eleştiriyoruz diye ne Demokratik Birlik, ne de Şube Başkanı itibarsızlaşmaz. Ancak Demokratik Birlik’in arkasında durduğu Şube Yönetiminin karar çoğunluğu tarafından alınan kararlar ve yapılan uygulamalar itibarsızlaşmanın asıl nedenleridir.
Mühendis Meclisi’nin suçlanması, Demokratik Birlik tarafından alındığı halde kendileri tarafından dahi savunulamayan kararları gizleyemiyor, bu grubun itibarını artırmıyor ve bu antidemokratik kararların Şube Yönetimine yüklediği sorumluluğu ortadan kaldırmıyor.
Saman altından yürütülen ticarileşme girişimlerine karşı durmaktan, EMO’yu yeniden mesleki demokratik kitle örgütü yapmaktan ve tüm alınan demokrasi karşıtı kararlara rağmen, örgüt içi demokrasi mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.
Mühendis Meclisi