Odaları Devlet Kapısına Taşıyanlara; CİMER de Dahil Her Türlü Olanağı Kullanarak Karşı Çıkmaya Devam Edeceğiz

14.10.2026

Odalarda uzun süredir sürdürülen ve oda bünyelerinde şirket kurma boyutuna ulaşan ticari faaliyetler karşısında (siyasi çıkar ve hatta belki de nemalanma beklentisi ile) ses çıkaramayan çevreler, bu konuda yasal yola başvurma yollarından biri olan CİMER’e bir üyenin yapmış olduğu başvuru kendilerine servis edilince birdenbire “solcu” olduklarını hatırladılar. Odalarda ticarileşmeyi önlemeye yönelik olarak yapılan CİMER’e başvuru konusunu ihbarcılık yakıştırması boyutuna varacak nitelemelerle köpürtmeye başladılar.

Öncelikle CİMER nedir, hatırlatalım. CİMER, Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’nin kısa adıdır. Adından da anlaşılacağı üzere, bu kuruluşun herhangi bir yaptırım yetkisi olmamakla birlikte, işlevi yalnızca bir tevzi bürosu olarak çalışmaktan ibarettir. Yani gelen dilekçeleri ilgili taraflara iletmektedir. Aslında herhangi bir konuyu dava konusu yapmadan taraflar arasında çözümü esas alan bir başvuru mekanizmasıdır, bir devlet organizasyonudur ve diğer mahkemeler veya kamu kurum ve kuruluşlarından farksızdır.

TMMOB Bünyesindeki Odalar CİMER’e Başvurular Yaptığında TMMOB'ye İhbarcı Dediniz mi?

CİMER başvurusunu “ihbarcılık” olarak nitelendiren bu çevreler, TMMOB bünyesindeki odalarının CİMER’i yıllardır bir hak arama aracı olarak kullandığını bilmiyor mu?

Her iki başvuru da TMMOB odaları tarafından, üyelerin hak kayıplarına karşı yürütülen meşru bir mücadelenin parçası olarak gerçekleştirildi.

CİMER’e başvurmak o zaman meşruydu da şimdi mi ihbarcılık oldu? Yoksa asıl mesele CİMER değil de EMO bünyesinde hukuka aykırı biçimde kurulan şirketin gündeme gelmesini örtbas etmek mi? Ya da mesele, üretilen tüm safsatalara rağmen, tüm meslektaşlarımıza mal olan Nursemin Yıldız direnişini bulanıklaştırmak ve Mühendis Meclisi'ne vurmak için akıllarınca bir argüman üretme çabası mı?

Sistem Araçlarıyla Yapılan Hukuk Mücadelesi Toplumsal Mücadelenin bir Parçasıdır

İşkence mağduru AİHM’e başvurabilir. İşten atılan işçi iş mahkemesine gider. Kadın cinayetinde dava açılır. Parti kapatma davasında yargı yoluna başvurulur. Kayyım atamalarına karşı hukuki mücadele verilir. Bunların hiçbiri “devlet kapısına gitmek” değildir. Bunların tamamı toplumsal mücadelenin hukuki araçlarıdır. Hukuk mücadelesi, toplumsal mücadelenin vazgeçilmez bir bileşenidir.

Biz de bu mücadeleyi yürütüyoruz. CİMER başvurusuyla sınırlı kalmadık. Yargıtay kararına rağmen Denizli Şube üzerinden hülle yapılarak kurulan iktisadi işletmenin iptali için Fethiye Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine dava açtık. Bu dava, oda bünyesinde hukuka aykırı biçimde kurulan şirketlerin kapatılması için verilen hukuki mücadelenin bir parçasıdır. CİMER başvurusundan çok daha sert, çok daha ileri bir hamledir.

Hatırlatmak gerekir: EMO Genel Merkezi, Aralık 2025'te tam da delege sayılarının belirlendiği 1 Aralık 2025 tarihinde, binlerce üyeyi haberleri olmadan başka şubelere kaydırdı. Denetleme Kurulu üyemiz, bu hukuksuzluğa itiraz etti. İtirazına yanıt olarak denetleme yapması engellendi. Bunun üzerine arkadaşımız üye kaydırma operasyonu ve seçim manipülasyonları için savcılığa başvurdu. Genel Merkez yönetiminin ifadeleri alındı. Şu anda bu konuda açılmış bir dava devam etmektedir. Mühendis Meclisi’nden arkadaşımız, üyelerimizin, delegelerimizin seçme ve seçilme haklarını, çıkarlarını; koltuk için her yolu meşru gören rantçı ekibe karşı savundu. Bu girişim o zaman haklı bulunurken, şimdi ne değişti?

Odaların demokratik geleneklerini ve kurullarını işlevsiz kılan, kendi organlarından yetki almadan şirket kuran, personelini keyfi gerekçelerle işten atan bir yönetim anlayışına karşı hukuk dahil her meşru aracı kullanmaya devam edeceğiz. Odalarda hâkim olan anlayışlar ve sözde muhalif görünen kesimlerin iki yüzlü davranışlarına karşı meslektaşlarımızın haklarını savunmaya devam edeceğiz.

CİMER Başvurusuna Karşı Çıkanlar Odaların Ticarileşmesine Ses Çıkarmayanlardır

Şimdi bu CİMER konusunu dehşetengiz bir konuma getiren çevrelere şu soruyu sormak gerekmektedir. CİMER’e başvuru niye yapılmıştır? Bu fırsatçı çevrelerin üzerinden atladıkları konu da budur. Odalarda şirket kurmak olağan ise, bu konuda CİMER’e başvuru yapmak niye ihbar olsun? Yok eğer şirket kurmak yasal bir faaliyet değilse, bu faaliyete karşı çıkmak yerine niye CİMER başvurusunu bu kadar dert ediyorlar?

CİMER’e yapılan başvuru EMO’da bir şirket kurulmasıyla ilgilidir. Daha önce de EMO bünyesinde bir şirket kurulmuş, ancak bu şirket Yargıtay tarafından feshedilmiştir. Fakat EMO Yönetimi kanunu dolanarak yeniden girişimde bulunmuş, Denizli Şb. bünyesinde bir şirket kurmuş ve EMO Denizli Şb. Başkanını da bu şirketin genel müdürü yapmıştır.

CİMER konusunda solcu olduklarını hatırlayan çevreler, nedense bu şirket kuruluşuna ses çıkarmamaktadırlar. Oysa asıl konu oda bünyesinde bir şirket veya şirketler kurulup kurulamayacağıdır. Çünkü EMO İst. Şb. Yönetimin karar çoğunluğuna sahip kesimini oluşturan üç bileşenli Demokratik Birlik Grubu da şirket kurmak için izin istemiş ve sıraya girmiş durumdadır.

Oda bünyesinde bir şirket kurulması ve şube başkanının bu şirketin genel müdürü olması ne anlama gelmektedir?

Bilindiği gibi, ülkemizde siyasal iktidar hak kısıtlamasına getirecek bir yasayı hazırlarken bunu iyi bir gelişme, reform olarak pazarlar. Oda yapıları içinde şirket kurulması da benzer şekilde “masum” gerekçelerle açıklanmaya çalışılmaktadır.

Oysa oda bünyesinde şirket kurmak, odanın kendi tüzel kişiliği içinde ayrı bir tüzel kişilik oluşturmak demektir. Bu durumda şirketi oda denetleme kurulu denetleyecek olsa da, mali anlamda bulunduğu ilin defterdarlığı denetimine de tabi olacaktır. Şirket elde ettiği kârdan kurumlar vergisi ödeyecek ve ayrıca yıl sonunda kârını odaya aktardığında ise oda ikinci bir kez gelir vergisi ödeyecektir. Bu vergilerden kurtulmak için ise türlü oyunlar oynanabilecektir. Özetle, oda ticaretin kirli tarafına da yönelecektir.

CİMER Başvurumuz, Hukuksuz Yönetimlere Karşı Hukuk Yoluna Gittiğimiz İlk Vaka Değildir

Mahkemeler, egemen sınıfların baskı ve tahakküm araçlarıdır. Yüzyıllarca ezilenler üzerinde azınlık hegemonyasını sağlamak, halkta "adaletin tek aracı" algısı yaratarak sömürüyü kalıcılaştırmak amacıyla kullanılmışlardır.

Buna karşın, tüm bu sert toplumsal mücadele süreçlerinde, ezilen sınıflar parlamento ve mahkemeler dahil sistemin araçlarını mücadele lehine kullanmışlar, hukuksal mücadeleyi sokaktaki mücadele ile birleştirmişlerdir. Burada temel olan bir aracın iyi veya kötü olduğu değil, o aracı kimin hangi sebeple kullandığı ve bu çabanın kime hizmet ettiğidir.

Nursemin Yıldız haksız yere işten atılmasının ardından iş mahkemesine başvurmuştur. Mühendis Meclisi odaların ticarileştirilmesini engellemek için CİMER'e şikayette bulunmuş ve Fethiye Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne dava açmıştır. Geçmişte üyelerin zararına olan odalardaki hizmet üretimi, akreditasyon, yetkin mühendislik gibi uygulamalara da tarafımızca davalar açılmıştı. Bu, hukukun halk lehine, ezilenler lehine, meslektaşlarımız lehine kullanımıdır.

Şimdi bu "aşırı demokrat CİMER kahramanlarının" hukuku nasıl kullandıklarına ve kime hizmet ettiklerine bakalım:

Image
Çatlamış mermer adalet heykelini, çatlaklardan uzanan nasırlı insan elleri ayakta tutuyor.

Nursemin Yıldız’ı İşten Atan EMO İst. Şb. Yönetimi Mahkeme Kapısını Gösteriyor

EMO’da Sol Partili seçilmemiş hülleci “başkan” Mahir Ulutaş’ın ilkel intikam duygularını emir kabul edip uygulayan; EMEP’lilerin de desteklediği Demokratik Platform (DP), Özgür Baretliler ve İstanbul Çağdaş Demokrat Mühendisler’in (İÇDM) karar çoğunluğunu oluşturduğu EMO İstanbul Şubesi yönetimi Nursemin Yıldız’ı işten atmış ve bununla da kalmayıp özlük haklarını da gasbetmiştir.

EMO İstanbul Şube Yönetimi’ne Nursemin’in işe geri alınması için yazılı başvuruda bulunan EMO üyelerine Şube Müdürü imzasıyla verilen cevapta aşağıdaki satırlar yer almıştır:

Nursemin Yıldız tarafından, iş akdi süresinin sona ermesinin ardından öncelikle işe iade veya işçilik alacaklarının ödenmesi talebi ile dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmuş, ancak yapılan görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamamıştır.

Arabuluculuk anlaşamama tutanağının düzenlenmesinin ardından, Nursemin Yıldız tarafından İstanbul 37. İş Mahkemesi’nin 2026/197 E. sayılı dosyası üzerinden işe iade talepli dava ikame edilmiş olup yargılama süreci halen devam etmektedir.

Konunun yargıya intikal etmiş olması ve hukuki sürecin devamlılığı karşısında durum bilgilerinize sunulur.

İşte fark budur. Biz hukuku meslektaşlarımızın haklarını savunmak, odaların ticarileşmesini önleyebilmek için kullanıyoruz. Onlar ise hukuku, kendi hukuksuzluklarını örtbas etmek için kullanıyorlar. CİMER başvurumuza “odaları devlet kapısına taşıyorsunuz” diyenler, üyelerin işe iade talebine “konu yargıya intikal etmiştir” diye cevap veriyor, çözüm yeri olarak da mahkeme kapısını gösteriyor. Hukuku ezilenlerin elinde gördüklerinde bağırıyorlar. Ama aynı hukuku, haksız yere işten attıkları bir emekçiye karşı siper olarak kullanmaktan çekinmiyorlar. Nursemin’i atan da onlar. “Mahkeme sürecini bekleyin” diyen de onlar. Hem celladı oynayıp hem de adaleti bekleyin demek, ikiyüzlülüğün en çıplak halidir.

Odalarda Personelin İşten Atılmasında Nursemin İstisna Değildir

MMO İzmir Şubesi'nde TİP, TKP, Umut-Sen ve Özgür Baretliler’den oluşan yönetim kurulu, önce ekonomik gerekçelerle sekiz mühendisin işine son vermiştir. Ardından da tipik kapitalist bir işveren gibi, atılan arkadaşlarına sahip çıkan dört mühendisi daha işten atmıştır. Bu mühendislerin bir ay süren direnişleri süresince konuya kulaklarını tıkayan TİP ise, direniş sona erdikten sonra bir açıklama yaparak sözde bu haksızlığa karşı çıkmıştır. Ama yönetimdeki TİP’liler, yaptıklarından utanmadan hâlâ koltuklarında oturmaktadırlar.

MMO İstanbul Şubesi'nde Sol Partili yönetim bir kadın mühendisi işten atmış ve bu mühendis haklarını ancak açmış olduğu işe iade davası ile alabilmiş, ancak işine iade edilmemiştir.

Üyesi İle Bağ Kuramayan EMO Yönetimleri Üyelerini İcra Dairelerine Gönderiyor

Üyeleriyle bir bağ kuramayan, örneğin EMO İst. Şb. tarafından yaz sonunda düzenlenen motorla Boğaz gezisine, üstelik kahvaltı da dahil bedava olduğu halde dahi, EMO üyeleri geziye ilgi duymamış ve 30 civarında üye ve onların eşi-dostu ile yarıdan fazlası boş kalan motorla gezi yapılmıştır. Bu durum Oda’nın üyelerinden tümüyle kopmuş olduğunu göstermiştir. Buna karşın oda yönetimleri, üyeyi kapsamayan ve üyeden kopuk çalışma anlayışları sonucunda üyelerinden alamadıkları üyelik ödentileri için devlet kapısına gitmişler ve üyelerini mevcut ödentilerinin en az iki katı borçlandırarak icra takibi yapmaya ve hacze başlamışlardır. (Şu anki Çiğdem Gündoğan Türker’in başkanı olduğu EMO Kocaeli Şube yönetimi veya 2018-2020 arasındaki Erol Celepsoy’un başkanı ve şu anki şube başkanı olan Erhan Karaçay’ın YK üyesi olduğu dönemdeki EMO İstanbul Şubesi yönetimi gibi)

Odalarda yaşananların bir kısmını aktardığımız bu gelişmelerde ne demokratlar arası hukuk işletilmiş ne de, örneğin oda bünyesinde şirket kurulurken en üst karar organı olan Oda Genel Kurulundan yetki isteme gereği duyulmuştur. Bu konuda demokratik hak arama çabasında bulunanlara ise küstah bir şekilde mahkeme kapıları, yani devletin yargı organları, çözüm yeri olarak gösterilmiştir.

Çaresizce Tutunulan "CİMER" Argümanı, Nursemin Yıldız Direnişi ve Odalardaki Ticarileşme Karşıtı Direnişleri Zayıflatmak İçin Kullanılamaz

Üyenin çıkarlarına tamamen aykırı olan ticarileşme konusu, seçilmemiş ve intikamcı “başkan” Mahir Ulutaş tarafından üye nezdinde tartıştırılmamış ve oldu-bittiye getirilmiştir. Bunun yerine CİMER üzerinden EMO’ya gelen ticarileşmenin bir örneği olarak Denizli Şube'nin kurduğu şirketin kapatılmasını hedefleyen dilekçemiz, EMO Yönetimi tarafından, ülkemizde savcıların gazetelere özel belgeleri servis etmesine benzer şekilde, TİP, TKP, Sol Parti, EMEP, Özgür Baretliler çevrelerine kullanılmak üzere servis edilmiştir.

Nursemin Yıldız'ın kesintisiz direnişi ve Mühendis Meclisi'nin demokrat maskeleri düşürmesinin sonucunda, TMMOB'deki etkin anlayış olan Sol Parti anlayışına karşı sözde muhalif olan kesimler ise ticarileşme konusunda bu etkin anlayışla ortaklaşmışlar ve CİMER konusuna çaresizce tutunmuşlardır.

Haklarını gasbederek işten attıkları mühendislerin haklarını vermeyip, yasal haklarını talep ettiklerinde ise devlet kapısını gösteren bu çevreler, CİMER başvurusu sonucunda incinmiş ve birdenbire demokratlıklarını hatırlamışlardır. CİMER’e başvuruyu ihbarcılık olarak değerlendiren bu çevreler, kendi organlarından yetki almadan EMO’nun şirket kurmak için devlete başvurmasının bir itirafçılık olduğunu farkında bile değillerdir.

Aslında bu şirket kurma başvurusu, EMO olarak artık bir mesleki demokratik örgüt olmaktan vazgeçildiğinin ve sistemle bütünleşen bir kapitalist işletme olma yolunun seçildiğinin itirafıdır.

CİMER’e yapılan başvuru ise, bu anlayışın odaya kalıcı zarar vermesini önlemek için TMMOB yasasının devlete hatırlatılmasından ibarettir.

Odaların hiçbir demokratik geleneğini tanımayan ve özeti yukarıda verilen sağ sapmanın suç ortakları kendilerine hâlâ demokrat diyebilmektedirler. Tüm bu yanlış uygulamalara TMMOB yasasının uygulanması talebiyle karşı çıkanları ise izole etmeye çalışmaları suçluluk psikolojisinden başka bir şey değildir.

Odalarda şirket kurulmasının, oda personelinin keyfi gerekçelerle işten atılmasının, MMO’nun dünya ölçeğinde bir tekel olan Hannover Messe ile ortaklık kurmasının, üyeden kopmuş yönetim anlayışları sonucunda üyeden tahsil edemedikleri üye ödentilerini toplamak için üyeleri icra dairelerinin kapılarına gönderilmesinin ortaya çıkmasını önleme gayretleri onları bu duruma sokmuştur.

Tüm bunları ve benzer sağ uygulamaları dert etmeyen bu çevreler, direniş yapan bir emekçinin direniş yapıp yapmaması gerektiğini anketle belirlemeye kalkacak kadar kendilerini kaybetmiş durumdadırlar. Bu “anketçiler” acaba iş yerlerinde direniş yaparak hak arayan emekçiler için, örneğin maden işçileri için de anket düzenleyerek işçi direnişlerine “yön” vermeye kalkacaklar mıdır?

Bundan sonra bu davranışlarınız her yerde deşifre edilecek ve odaları birer kapitalist işletme haline getirerek sisteme teslim etme çabalarınıza her yerde ve CİMER de dahil her türlü olanak kullanılarak karşı çıkılacaktır.

 

Mühendis Meclisi