Elektrik Mühendisi Nursemin Yıldız 17 Haziran 2026 tarihinde hukuksuz ve hakları gasp edilerek ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI (EMO) Yönetimi tarafından işten çıkarıldı. Nursemin Yıldız’ın işten çıkarılma gerekçesi olarak Kod 5 kullanıldı. Kod 5 süreli iş sözleşmesi ile çalışan bir personelin, sözleşme süresi bitiminde kullanılan bir iş akdi fesih kodudur.
Peki gerçek gerekçe bu mudur? Elbette değil…
Nursemin Yıldız, Hukuksuz Mahir Ulutaş Yönetimini Aklamadığı İçin İşten Atıldı
Bilindiği gibi, Nursemin Yıldız'ın işten çıkarılması Genel Merkez Yönetim Kurulu'nda 4'e karşı 3 oyla alınmıştır. Karşı oy kullananlardan EMO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Eylem Ölmezoğlu, bu kararın arka planındaki zihniyeti karşı oy gerekçesinde açıkça ortaya koymuştur ve aşağıdaki şerhi düşmüştür:
"Ayrıca aynı hukuki ve idari durumda bulunan üç personelden ikisinin göreve devamının uygun görülüp yalnızca birinin reddedilmesine esas alınan gerekçenin, personelin Oda üyesi ve Genel Kurul delegesi sıfatıyla örgüt içi demokratik süreçlerde ortaya koyduğu iradeye dayanmasını doğru bulmuyorum. (…) Örgüt içi demokratik süreçlerde ortaya konulan iradenin, tek başına iş ilişkisinin devamına ilişkin değerlendirmeye esas alınmasının kurumsal demokratik işleyiş bakımından doğru bir yaklaşım olmadığı kanaatindeyim."
Şerh açıktır. Nursemin Yıldız'ın işten çıkarılma gerekçesi, genel kurulda delege sıfatıyla ortaya koyduğu iradedir. Yani aklamama oyudur. Bunu biz söylemiyoruz. EMO'nun kendi Yönetim Kurulu üyesi resmi şerhinde açıkça yazmıştır.
Üstelik aynı hukuki durumdaki üç personelden yalnızca Nursemin Yıldız hedef alınmıştır. Diğer ikisinin göreve devamı uygun görülmüş, yalnızca "yanlış" oy kullanan reddedilmiştir. İntikamın resmi belgesi budur.
Yani özetle, Nursemin Yıldız intikam alma amacıyla Mahir Ulutaş ve ona destek veren diğer yöneticiler tarafından işten çıkarılmış, EMO İst. Şb. Yönetiminin karar çoğunluğuna sahip kesimi ise adeta evrak memuru gibi davranarak bu hukuksuz kararı uygulamıştır.
Peki kimdir bu Mahir Ulutaş? EMO Başkanı sıfatıyla intikam kararlarına imza atarken EMO’ya başkanlık yapacak ehliyete sahip midir?
Seçim Manipülatörü "Başkan" Mahir Ulutaş
Bu şahsın sicili seçim manipülasyonlarıyla doludur. 49. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı olduğu EMO Genel Merkezi, 2025 yılının Aralık ayında hiçbir üyeye haber vermeden, hiçbir şubeye danışmadan, hiçbir demokratik usule uymadan binlerce üyeyi bulunduğu şubelerden başka şubelere kaydırmıştır.
Operasyonun zamanlaması tesadüf değildir. EMO Ana Yönetmeliği'ne göre şubelerin delege sayısı her yıl 1 Aralık'taki üye sayısına göre belirlenir. Üye kaydırma operasyonu tam da 1 Aralık'ta yapılmıştır. İstanbul Şubesi'nden binlerce üye düşürülmüştür. Bu, İstanbul'un delege sayısında radikal bir şekilde azalmasına neden olmuştur.
Bu operasyon için ise "yeni otomatik sistemle adres tutarsızlıklarının düzeltilmesi" şeklinde de bir gerekçe uydurulmuştur. Yani yapılan "operasyon" rutin bir işlem olarak geçiştirilmiştir. Siyasal iktidarın bakanının 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde oyların sayıldığı sırada yaşanan elektrik kesintileri için "trafoya kedi girdi, kesinti bundan yaşandı" diye geçiştirmesi neyse, Mahir Ulutaş'ın binlerce üyeyi kaydırıp "rutin adres güncellemesi" demesi de odur. EMO’da da "trafoya kedi girmiş" ve EMO İst. Şb.’nin üye sayısı bir günde binler mertebesinde azaltılmıştır.
Seçim manipülasyonunu normalleştiren, üye iradesini yok sayan, delege dağılımına "siyasi" kariyeri uğruna müdahale eden bir kişi EMO'ya başkanlık yapmaktadır.
Kayyımcı "Başkan" Mahir Ulutaş
Mahir Ulutaş'ın sicilindeki bir diğer kara leke de EMO İstanbul Şubesi'ne geçtiğimiz dönemki antidemokratik müdahalesidir. Siyasal iktidarın seçilmiş belediyelere, üniversitelere ve demokratik kurumlara kayyım atayarak iradesini gasp ettiği bilinmektedir. Mahir Ulutaş EMO İstanbul Şubesi'ne de aynısını yapmıştır. İstifalar nedeniyle düşmüş şube yönetimini seçime götürmemiş, şubeyi fiilen vesayet altında tutmuştur.
Bilindiği gibi EMO İstanbul Şubesi'nde 3 yönetici, merkezin şubeye kabul edilemez müdahalelerinden dolayı istifa etmiştir. Ardından yönetime davet edilen 5 yedek üye de görevi kabul etmemiştir. EMO Ana Yönetmeliği'nin 85. Maddesi gereği şube yönetimi düşmüştür.
Mahir Ulutaş bu durumu, düzeltmek yerine fırsata çevirmiştir. İstanbul Şubesi bir yılı aşkın süre 6 kişiyle, hukuksuz biçimde yönetilmiştir. Genel Merkez bu hukuksuzluğa göz yummuş, İstanbul'un seçime gitmesini engellemiş ve EMO İst. Şb. adeta bir kayyım heyetine yönettirilmiştir.
Emek Düşmanı "Başkan" Mahir Ulutaş
Mahir Ulutaş'ın EMO'daki icraatları ortadadır. Bu şahıs emek düşmanlığını sistematik hale getirmiştir. Geçtiğimiz dönem önce 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü arifesinde Mersin Şubesi'ndeki sendika temsilcisi personeli ve ardından 3 Mayıs Dünya Elektrik-Elektronik Mühendisleri Günü’nde, yetkili Tez-Koop-İş Sendikası'na üye mühendis Aykut Selvi’yi EMO Genel Merkezi'nden işten çıkarmıştır. Bu emek düşmanlıkları yapılırken, emek düşmanı Mahir Ulutaş bir gerekçe sunmamış, savunma alma gereği duymamıştır. Üstelik tüm bunlar TİS görüşmeleri devam ederken yapılmıştır.
Aynı şahıs yeni dönemde göreve gelir gelmez, EMO'daki yetkili sendikaya üye son iki mühendisten biri olan Nursemin Yıldız'ı işten çıkarmıştır. Tablo ortadadır.
Mersin'de sendika temsilcisi, Ankara'da sendikalı mühendis, İstanbul'da sendikalı mühendis…
Üçü de sendikalıdır. Üçü de savunma alınmadan işten çıkarılmıştır. Üçünde de gerçek gerekçeler saklanmış ve uydurma gerekçeler ileri sürülmüştür.
Alanlarda "mühendisler sendikalaşsın", "kapsam dışı bırakılmasın" diye nutuk atanlar, kendi çatısı altında mühendislerin sendikal örgütlülüğünü tasfiye etmiştir. Buna emek düşmanlığı denir. Bu emek düşmanlığının adı Mahir Ulutaş'tır.
Ehliyetsiz "Başkan" Mahir Ulutaş
10-12 Nisan 2026 tarihlerinde yapılan EMO Genel Kurulu’nda bu şahıs aslında delege tarafından bu makama layık görülmemiştir. Yani seçilememiştir. Yapılan seçimler sonucunda yönetime seçilemeyen "başkan" Mahir Ulutaş, Mühendis Meclisi’nin müdahalesiyle delege tarafından sekizinci sıraya layık görülmüştür.
Fakat aidiyetinde olduğu Sol Parti’de ayak oyunları bitmediğinden, hemen asıl yönetime seçilen bir kişi istifa ettirilmiş ve sıradaki yedek üyenin yönetime çağrılması gerekirken, bir usulsüzlük daha yapılarak Mahir Ulutaş’ın asıl yönetime girmesi sağlanmıştır.
İstifa eden seçilmiş yönetim kurulu üyesinin de ve onu yerine geçen Mahir Ulutaş’ın da delege iradesini yok sayan bu ahlak dışı davranışlardan zerrece utanmadıkları ortadadır.
(Not: Eğer Sol Parti Mahir Ulutaş isimli şahsın bu rezilliklerini onaylamıyorsa, bu şahısla ilişkileri olmadığını açıklamalıdır. Tersi durumda bu şahsın davranışları Sol Parti’ye mal edilmeye devam edilecektir.)
Butlancı "Başkan" Mahir Ulutaş
Delegenin seçme iradesi yok sayılarak yönetime girmeyi "başaran" Mahir Ulutaş bununla da yetinmemiş ve EMO Başkanı olmak istemiştir. Burada atama için bir asliye hukuk mahkemesi kararına da ihtiyaç duyulmamış ve Sol Partililer ve destekçileri Mahir Ulutaş’ı EMO Başkanı olarak seçmişlerdir. İçinden geçtiğimiz butlan sürecinin bu partililerin de mezheplerini oldukça genişlettiği anlaşılmıştır.
İşin en ilginç yanı: Mahir Ulutaş 11 Haziran 2026'da BirGün gazetesinde "Mutlak Butlan ve Ötesi" başlıklı bir yazı kaleme almış ve yazısında seçim iradesinin yok sayılmasını, meşruiyet krizini, hukuksuzluğu anlatmıştır. Delege tarafından seçilemeyip arkadaşının istifasıyla koltuğa oturan şahıs, butlanı anlatma cüretini göstermiştir. Kılıçdaroğlu'nun "Bay Kemal haklıydı" söyleminden ne farkı vardır? Butlanı teşhir ettiğini sanan kişi, bizzat butlanın kendisi olmuştur.
Delegenin iradesini yok sayarak başkan olan, üye kaydırmayla delege dağılımını manipüle eden, arkadaşını istifa ettirip yerine geçen bir kişinin "mutlak butlan" yazması; pervasızlıktır, üyeyle alay etmektir.
İntikamcı "Başkan" Mahir Ulutaş
Akıllara durgunluk veren bu "demokratik" süreç sonucunda EMO Başkanlığı koltuğuna kurulan Mahir Ulutaş isimli bu şahsın ilk icraatı ise ilkel intikam duygularını tatmin etmek olmuştur. Delege olarak katıldığı EMO Genel Kurulu'ndan demokratik bir hakkını kullanarak önceki yönetimin aklanmasına onay vermeyen (ki bu eski yönetim hakkında açılmış davalar bulunmaktadır) EMO İst. Şb. Örgütlenme Sekreteri olan Nursemin Yıldız, Mahir Ulutaş’ın hedefi olmuştur.
Yaklaşık iki yıldır EMO İst. Şb. örgütlenme sekreteri olan Nursemin Yıldız’ın, aslında süresiz iş akdine dönüşmüş olan iş akdi, sırf Mahir Ulutaş’ın kişisel kaprisleri ve ilkel intikam duygularının tatmin edilmesi için; kanuna aykırı olarak, hukuksuz ve hakları gasp edilerek feshedilmiştir.
Bir Delege Genel Kurulda Aldığı Tavır Nedeniyle Cezalandırılabilir mi?
Genel kurul bir örgütün en üst kuruludur. Genel kurullarda delegelerin iradesi tartışma konusu yapılamaz. Bir delege genel kurulda oyunu özgürce kullanır ve herhangi bir konudaki oy tercihi sorgulanamaz.
Fakat ülkemizdeki siyasal iklimden cesaret alan sözde demokrat çevre, hoşuna gitmeyen delege davranışını cezalandırma hakkını kendinde görebilmiştir. Üstelik delege iradesini yok sayarak başkan koltuğuna oturan bir şahsın bunu yapması olayın vahametini ikiye katlamıştır.
Bunu olağan gören diğer "demokrat" çevrelerin tutumu ise sefillik düzeyindedir.
Bu çevrelerin bu "demokratik" davranışlarının, koltuk uğruna sağ görüşlü delegelerle iş birliği arayışları boyutuna ulaşmasını ise tarif edecek kelime bulmak zordur.
Nursemin Yıldız'ın İş Akdinin Feshi Bir Düşünce Cezalandırmasıdır
Haberleri olmadan üye kayıtlarını başka illere kaydırarak İstanbul Şube üyelerinin iradesine müdahale etmeye çalışan bir EMO yönetimini aklamamak delegenin iradesidir. Delege bu davranışı yanlış buluyorsa, yöneticileri aklamamayı düşünebilir ve bunu oyuyla gösterme hakkına sahiptir.
Ancak EMO Yönetimi ve başkanlık koltuğunu işgal eden Mahir Ulutaş bunu bir düşünce suçu olarak ele almış ve iş akdini feshederek Nursemin Yıldız’ı düşüncelerinden dolayı cezalandırma yoluna gitmiştir. Bunu yaparken bile dürüst olmayı becerememişler, Kod 5 gibi gerekçeler uydurarak, kendileri tarafından bile savunulamayacağını bildikleri çirkin tavırlarını gizlemeye çalışmışlardır.
Timsah gözyaşları döken bazı çevreler ise "keşke Nursemin de aklama oylamasına katılmayıp kendini korusaydı" diyerek, bu çirkin tavrı meşrulaştırma gayretine girmiştir.
Nursemin Yıldız Yalnızca Kendi Hakkı İçin Değil, EMO'da Demokrasinin Sağlanması İçin de Direnmektedir
EMO Yönetimi, EMO Yönetiminin kararlarını evrak memuru zihniyetiyle uygulayan EMO İst. Şb. yönetimi karar çoğunluğu ve Nursemin Yıldız’ın örgütlenme sekreterliği görevinden atılmasından dolayı çok mutlu olan çevreler aslında özelde EMO’nun ve genelde ise TMMOB’nin olması gereken mesleki demokratik kitle örgütü kimliğinden daha da uzaklaşmasına neden olmaktadırlar. TMMOB içinde egemen olan tasfiyeci klik bu geriye gidişte zaten bir hayli yol almışken, Nursemin Yıldız’ın işten çıkarılması genel kurullarda delege iradesine ipotek koyma aşamasına gelindiği anlamına gelmektedir.
Nursemin Yıldız’ın direnişi bir hak mücadelesi olduğu kadar aynı zamanda bir demokrasi mücadelesidir. Bundan sonra EMO içinde demokrasiden yana olanlarla demokrasiye karşı olanlar arasında bir saflaşma yaşanacaktır.
EMO yapısında demokrasiden yana olanlar sessiz kalmak yerine bu mücadeleye destek vermek zorundadırlar.
28.08.2026