Üyenin Kapısına Haciz Giderken Sorumluluk Kimde?
Değerli Meslektaşlarımız,
EMO Kocaeli Şubesi, geçmiş yıllara ait aidat borcu bulunan üyeleri hakkında başlatılan icra takiplerinin haciz aşamasına geldiğini duyurmuştur. Şube Yönetiminin açıklamasına göre, geriye dönük beş yıl ve üzeri aidat borcu bulunan üyelere avukat aracılığıyla tebligatlar gönderilmiş; borçların ödenmemesi halinde 05 Ekim 2026 Pazartesi günü haciz işlemlerine başlanacağı bildirilmiştir.
Yani bugün meslektaşlarımız, kendi meslek odaları tarafından başlatılmış bir süreç sonucunda haciz tehdidiyle karşı karşıyadır.
Şube Yönetiminin bu açıklamayı “ÜYELERİMİZİN BİLGİSİNE” başlığıyla yayımlaması ise ayrıca dikkat çekicidir. Açıklamanın içeriğini okuyunca başlık ister istemez insana eksik geliyor:
“SİZİ HACZEDECEĞİZ – ÜYELERİMİZİN BİLGİSİNE”
Çünkü üyeye verilen bilgi özünde şudur: Borcunuzu ödemezseniz 05 Ekim'de haciz işlemleri başlayacak.
Meslektaşımızın Durumundan Haberiniz Var Mı?
Bugün ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ortadadır. Mühendisler işsizlikle, düşük ücretlerle, artan yaşam maliyetleriyle ve geçim sıkıntısıyla mücadele etmektedir.
Tam da böyle bir dönemde, yıllarca aidatını ödeyememiş bir üyeyi avukat, icra ve nihayetinde haciz tehdidiyle karşı karşıya bırakmak, bir meslek örgütünün üyesiyle kurması gereken ilişki midir?
Yaklaşık 5.500 üyesi bulunan bir meslek örgütünde üyeyle kurulacak ilişkinin ilk adresi avukat ve icra dairesi değil, üyenin kendisi olmalıdır.
“Önceki Yönetim Başlattı” Demek Yeterli Mi?
Mevcut Şube Yönetimi yaptığı açıklamada, aidat borçlarına ilişkin icra süreçlerinin “13. Dönem Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlar doğrultusunda başlatıldığını”, mevcut yönetimin ise gelinen aşamada işlemleri tek taraflı olarak durduramayacağını ifade etmektedir.
Peki gerçekten bugünkü yönetim, dünün karar ve sorumluluklarından bu kadar bağımsız mıdır?
Burada üyelerimizle paylaşılması gereken önemli bir gerçek vardır.
Bugün 14. Dönem (2026–2028) Yönetim Kurulu Yazman Üyesi olarak görev yapan Emre Pehlivan, söz konusu icra süreçlerinin başlatıldığı 13. Dönemde (2024–2026) Yönetim Kurulu Sayman Üyesidir. Üstelik yalnızca 13. Dönemde değil, 12. Dönemde de Sayman Üye olarak görev yapmıştır.
Bugünkü 14. Dönem Şube Başkanı Çiğdem Gündoğan Türker ise 13. Dönemde (2024–2026) Şube Denetçisidir.
Dolayısıyla üyelerimizin karşı karşıya kaldığı icra ve haciz sürecini yalnızca “önceki dönemde alınan kararlarla başlatılmış bir süreç” olarak açıklamak, kurumsal devamlılığı ve sizlerin de geçmiş dönemde taşıdığı yönetim ve denetim sorumluluğunu görmezden gelmektir.
Burada meselemiz kişileri suçlamak değildir. Ancak dün 13. Dönemde yönetim ve denetim sorumluluğu taşıyanların bugün 14. Dönemde “bu süreç önceki yönetim tarafından başlatıldı” diyerek sorumluluğu yalnızca geçmiş döneme bırakmaları da kabul edilebilir değildir.
Gerçekten Durduramıyor Musunuz?
14. Dönem Yönetimi açıklamasında, gelinen aşamada icra işlemlerinin durdurulmasının veya uygulanmamasının “mevcut Yönetim Kurulumuzun tek taraflı karar ve takdirinde olmadığını” ifade etmektedir.
Bu ifade üyeler açısından açıklanmaya muhtaçtır.
İcra ve haciz sürecinin hangi hukuki nedenle artık durdurulamadığını üyelerinize açıklayın.
Haciz işlemlerinin devam edebilmesi için Oda veya Odanın vekili tarafından ayrıca bir talepte bulunulması gerekiyor mu?
Mevcut Yönetim Kurulunun haciz talebinde bulunmama, yapılmış bir haciz talebini geri alma, takipleri yenilememe, üyelerle uzlaşma veya borçları yapılandırma konusunda hangi hukuki ve idari imkânları bulunmaktadır?
Bu imkânlardan hangileri bugüne kadar kullanılmıştır?
Kullanılabilecek olup da kullanılmayan bir yol varsa, neden kullanılmamıştır?
Mevcut Yönetim Kurulu, haciz işlemlerinin devam etmemesi yönünde herhangi bir karar almış veya bu yönde hukuki bir girişimde bulunmuş mudur?
Eğer gerçekten Yönetim Kurulu'nun elinde hiçbir hukuki imkân bulunmuyorsa, bunun gerekçesini ve hukuki dayanağını üyelerinizle açıkça paylaşın.
Eğer sürecin durdurulmasını engelleyen hukuki, sözleşmesel veya mali bir yükümlülük bulunduğunu düşünüyorsanız, bunun ne olduğunu ve üyeler açısından hangi sonuçları doğurduğunu da açıkça paylaşın.
Çünkü “durdurmak bizim elimizde değil” demek tek başına yeterli değildir. Neden olmadığını da açıklamak gerekir.
14. Dönem Yönetimi ayrıca, “birçok üyemizle tek tek iletişime geçerek” sürecin en az mağduriyetle sonuçlanması için çaba gösterildiğini belirtmektedir.
Ancak “birçok üyemizle görüştük” demek yeterli değildir. Üyelerin kendileri hakkında yürütülen bu sürecin kapsamını, maliyetini ve sonuçlarını bilmesi en doğal hakkıdır.
O Halde Rakamları Açıklayın
- Kaç üyemiz icraya verildi ve bugün kaç üyemiz haciz tehdidi altındadır?
- İcraya verilmeden önce bu üyelerimizin kaçıyla birebir görüşüldü?
- Kaç üyeye yapılandırma veya ödeme kolaylığı önerildi, kaç üyeyle uzlaşma sağlandı?
- İcra yoluyla üyelerimizden bugüne kadar toplam ne kadar aidat tahsil edildi?
- Bu icra süreçleri kapsamında Oda tarafından avukatlık ücreti, icra harcı ve diğer hukuki giderler için toplam ne kadar ödeme yapıldı?
- Üyelerimizden tahsil edilen aidatların ne kadarı doğrudan üyeye yönelik mesleki hizmet, eğitim, hukuki destek ve benzeri faaliyetlere ayrılmaktadır?
- Üyelerden toplanan aidatlar hangi hizmetlerle ve ne ölçüde üyeye geri dönmektedir?
Bunlar suçlama değildir; üyelerin kendi Odalarında yürütülen bir sürecin kapsamını, maliyetini ve sonuçlarını bilme talebidir.
Üyeyle İletişim mi, Tek Taraflı Bilgilendirme mi?
14. Dönem Yönetimi açıklamasında üyelerle iletişime önem verdiğini ifade etmektedir. Ancak 4 Mayıs 2023 tarihinde oluşturulan ve bugün 412 üyenin bulunduğu EMO İzmit Üye Grubu, üyelerin mesaj göndermesine kapatılmış durumdadır.
Grupta üyelerin doğrudan mesaj gönderme imkânı bulunmamaktadır. 412 üyenin bulunduğu bu grupta, anlaşılan o ki Başkan ve Başkan Yardımcısının onayı olmadan Yönetim Kurulu üyeleri dahi kendi görüşlerini paylaşamamaktadır.
Dahası, bu grup bir önceki dönemde ve seçim sürecinde üyelerin görüş ve mesajlarına açık bir iletişim ortamıydı. Bugün yönetimde bulunan isimler de bu ortamdan yararlanarak görüşlerini üyelerle özgürce paylaşabiliyorlardı. Ancak yönetime geldikten sonra aynı grup üyelerin doğrudan mesaj göndermesine kapatıldı.
Dün kendiniz için kullandığınız söz hakkını, bugün neden üyeden esirgiyorsunuz?
Üyelerin soru, görüş ve eleştirilerini doğrudan dile getiremediği böyle bir yapı gerçek anlamda iletişim olarak değerlendirilebilir mi?
Üyelerden aidatlarını ödemeleri istenirken, üyelerin kendi Odalarının uygulamaları hakkında soru sormasının, eleştiri yapmasının ve görüşlerini diğer meslektaşlarıyla paylaşmasının önünün de açık olması gerekmez mi?
Bir meslek örgütünde iletişim tek yönlü olmamalıdır. Yönetim üyeye konuşurken, üye de yönetime konuşabilmelidir. Eleştiri ve farklı görüşler bir sorun değil, meslek örgütü kültürünün doğal bir parçasıdır.
EMO İzmit Üye Grubu'nu yeniden üyelerin doğrudan görüş, soru ve eleştirilerini paylaşabileceği bir iletişim ortamına dönüştürün.
Şimdi Üyelerimize Açıkça Cevap Verin
Bugünkü yönetim haciz uygulamasını gerçekten doğru bulmuyorsa, yalnızca “bizden önce başlatıldı” demek yerine üyelerimize açıkça cevap vermelidir:
Bugün işaret ettiğiniz 13. Dönemde sizler de yönetim ve denetim görevlerindeydiniz. O dönemde bu icra uygulamasına karşı ne yaptınız?
14. dönemde göreve geldikten sonra üyelerimizin hacizle karşılaşmasını engellemek için hangi somut girişimlerde bulundunuz?
Hangi hukuki yolları araştırdınız, hangilerini kullandınız?
İcra ve haciz yöntemini doğru bulmuyorsanız, bugün bunun durdurulması veya ilerletilmemesi için hangi kurumsal ve hukuki yolları zorluyorsunuz?
Geçmiş yönetimi işaret etmek bugünkü sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Hele ki geçmiş dönemde yönetim ve denetim sorumluluğu taşıyan isimler bugün de Şube’nin önemli yönetim görevlerinde bulunuyorsa, “önceki yönetim yaptı” açıklaması üyeler açısından yeterli değildir.
Üyenin beklentisi, eski ve yeni yönetimlerin sorumluluğu birbirlerinin üzerine bırakması değildir.
Üyenin beklentisi; hesap veren, şeffaf olan, eleştiriye açık olan ve en zor gününde üyesini mahkeme ve icra kapılarına göndermek yerine onunla çözüm arayan bir Oda yönetimidir. Ancak bunun yöntemi üyeyi doğrudan icra ve haciz tehdidiyle karşı karşıya bırakmak olmamalıdır.
Üyenin Odasına aidiyetini güçlendiren şey haciz tehdidi değil; güven, dayanışma ve Odanın üyeye sunduğu değerdir.
Unutulmamalıdır ki Meslek Odasını güçlü yapan, üyelerinden icra yoluyla tahsil ettiği para değil; üyelerinin Odasına duyduğu güven, aidiyet ve dayanışmadır.
ÜYENİN AİDAT BORCUNUN HESABINI SORUYORSANIZ, YÜRÜTTÜĞÜNÜZ İCRA SÜRECİNİN HESABINI DA VERİN!
MÜHENDİS MECLİSİ
Not: EMO Kocaeli Şubesi'nin üyeye sosyal medya üzerinden ilettiği haciz yazısı aşağıdaki gibidir: