Bugün 19 Eylül. Bundan tam 47 yıl önce, 19 Eylül 1979’da, Türkiye’nin 55 ilinde ve 740 ayrı işyerinde yüz binin üzerinde mühendis, mimar ve şehir plancısı üretimi durdurdu; şantiyelerden madenlere, kamu binalarından fabrikalara kadar her alanda hayatı kilitledi. Teoman Öztürklerin öncülüğünde yükselen o büyük irade, yalnızca bir ücret artışı talebi değildi. O eylem, teknik elemanların üretimden gelen kitlesel gücünün toplumsal mücadeleyle, halkın ve emeğin çıkarlarıyla kenetlenmesiydi. "Halkın Hizmetinde Mühendislik" ilkesi, o gün sokaklarda, barikatlarda ve grev alanlarında alın teriyle yazıldı.
19 Eylül, mesleki onurumuza, bağımsızlık mücadelemize ve emek mücadelemize sahip çıkışımızın simgesidir. Ancak bugün, bu tarihsel mirasın devamı olması gereken EMO Genel Merkezi’nin önüne ne yazık ki bir anma için değil, kurumsal çürümeyi, tüccar zihniyetini, sendika düşmanlığını ve hırsla gözü dönmüş intikamcı anlayışları teşhir etmek, tarihin yüzüne kara bir leke olarak geçen uygulamalara "DUR" demek için siyah çelenk bırakmaya geldik.
Siyasal iktidarın kamusal alanı piyasalaştırdığı, güvencesizliği egemen kıldığı ve emeği hiçe saydığı bu karanlık dönemde; üyelerinin haklarını korumakla görevli olan TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı ve benzer anlayışın yansıdığı oda yönetimleri, ne yazık ki en acımasız patronların ve en gözü kara kapitalist şirketlerin yöntemlerini benimser hale, yani PARAYA GİDEN HER YOL MÜBAH anlayışıyla yönetir hale gelmiştir. "Sözde" demokrat, "sözde" solcu ve "sözde" emekten yana apoletler taşıyan yöneticiler, iktidarın kayyumcu, baskıcı ve antidemokratik politikalarını kendi kurumlarımız içinde birebir kopyalamaktadır.
TMMOB çatısı altında uygulanan bu politikalara "koltuk sevdası", "idari tasarruf" ya da "kâr-zarar hesabı" kılıfı uydurulamaz. Bu durum, örgüt içi demokrasinin katledilmesi, delege iradesinin gasp edilmesi ve TMMOB'nin sermayeye karşı duran toplumcu çizgisinden koparılarak suyun karşı tarafına geçmesidir.
Sormak Zorundayız:
- Kendi çatısı altında çalışan mühendisin SGK’sını eksik yatıran ve çıkışını kanuna aykırı biçimde 17 gün geriye dönük gösteren bir Oda, özel sektörde sömürülen, hakları gasp edilen yüz binlerce meslektaşının hakkını nasıl savunabilir?
- Yetkili sendikaya üye personelleri tek tek tasfiye ederek sendikasızlaştırmayı kararlılıkla uygulayan bir yönetim, alanlarda hangi yüzle "Grevli Toplu Sözleşme" nutukları atabilir?
Bu çürüme ve gericilik, iki somut alanda en sert ve en ahlaksız yüzünü göstermiştir:
Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Örgütlenme Sekreteri Nursemin Yıldız, Türkiye’nin en büyük işçi direnişi olan 15-16 Haziran’ın yıldönümüne denk gelen 17 Haziran 2026’da hukuksuz biçimde işten çıkarılmıştır. Gerekçe olarak gösterilen "Kod 5" (sözleşme süresinin bitimi) bahanesi ise kocaman bir yalandır! Bizzat Yönetim Kurulu Üyesi Eylem Ölmezoğlu’nun resmi muhalefet şerhinde kanıtlandığı üzere Nursemin Yıldız; Genel Kurul delegesi sıfatıyla ortaya koyduğu demokratik irade nedeniyle, yani Mahir Ulutaş yönetimini "aklamama oyu" kullandığı için cezalandırılmıştır.
Seçim manipülasyonlarıyla üyelerin yerini değiştiren, şubelere kayyum mantığıyla yaklaşan, arkadaşının istifası üzerinden koltuğa oturup "Mutlak Butlan" makaleleri yazan Mahir Ulutaş ve suç ortakları; ilkel intikam duygularıyla bir kadın mühendisin, bir emekçinin işine son vermiştir. SGK’sız çalıştırma, hak gaspı, mobbing ve geriye dönük çıkış usulsüzlüğüyle işlenen bu suç; EMO İstanbul Şubesi önünde haftalardır açılan direniş masasıyla yanıtlanmaktadır.
Oda üyesi bir çalışanın, seçmenlerin oyuyla seçilen bir delegenin iradesi cezalandırılmakta, üye iradesine ipotek koymak istenmektedir. Tarihi emek ve demokrasi mücadelesine dayanan bir demokratik kitle örgütünde bu tavır kabul edilemez.
Aynı karanlık zihniyet Makina Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nde sahnededir! Asansör denetim protokollerinin iptali ve "gelir-gider dengesi" öne sürülerek ekonomik gerekçelerle başlatılan kıyımda, önce 8 mühendis arkadaşımız kapının önüne konmuştur. Ardından "Odalarımız emekten yana toplumcu bir anlayışla yönetilmelidir!" diyerek bu kıyıma karşı çıkan ve odaların kapitalist kâr-zarar mantığıyla yönetilemeyeceğini savunan 4 makina mühendisi daha 4 Eylül’de işten atılmıştır.
İşten çıkarma gerekçesi olarak sunulan "Şube içi tartışmaları dışarı taşıma" ve "ikna olmama" söylemleri, kapitalist şirketlerin bile cüret edemeyeceği bir biat zorbalığıdır. İzmir Tepekule önünde direnen 12 mühendis arkadaşımız, sadece işlerini değil, TMMOB’nin tüccarlaşmaya karşı "toplumcu" karakterini savunmaktadır.
Buradan, EMO Genel Merkezi önünden ilan ediyoruz:
Nursemin Yıldız’ın EMO İstanbul Şubesi önündeki direniş masası da İzmir MMO emekçilerinin Tepekule önündeki eylemleri de münferit birer işe iade mücadelesi değildir! Bu direnişler; 19 Eylül 1979’da atılan tohumların, TMMOB’nin kurucu felsefesinin, emek mücadelesinin, demokrasinin, mesleki onurumuzun ve geleceğimizin savunmasıdır.
Koltuklarını korumak uğruna her türlü usulsüzlüğü, antidemokratik yöntemi ve emek düşmanlığını meşrulaştıranlar bilsinler ki: Sermayenin ve patronların diliyle direnişleri küçültmeye çalışan safsatalarınız, tarihin çöplüğüne gömülecektir.
- İşten atmalar derhal durdurulmalı, Nursemin Yıldız ve MMO İzmir Şubesi çalışanı arkadaşlarımız derhal görevlerine dönmelidir!
- TMMOB ve bağlı odalar, şirketleşme mantığından ve biat ettirme politikalarından derhal vazgeçmeli; delege iradesine konan ipotekler kaldırılmalıdır!
MÜHENDİS MECLİSİ