Emek Mücadelesi Önce Kendi Kurumunda Başlar
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) ve genel olarak TMMOB örgütlülüğü, yıllardır emekten, kamu yararından, demokratik örgütlenmeden ve çalışan haklarından yana bir çizgi izlediğini ifade etmektedir. İş güvencesi, sendikal haklar, güvencesiz çalışma ve emek sömürüsüne karşı yapılan açıklamalar, bu anlayışın temelini oluşturmaktadır.
Ancak EMO İstanbul Şubesi Örgütlenme Sekreteri Nursemin Yıldız'ın işten çıkarılma süreci, bu söylemler ile uygulamalar arasındaki çelişkiyi kamuoyunun gündemine taşımıştır.
Bugün tartışılan konu yalnızca bir çalışanın işini kaybetmesi değildir. Tartışılan; emeği savunduğunu söyleyen bir meslek örgütünün, kendi çalışanına karşı hukuku ve savunduğu ilkeleri uygulayıp uygulamadığıdır.
İşten Çıkarma Sürecinde Yanıt Bekleyen Sorular
Kamuoyunun bilgisine sunuyoruz:
- Nursemin Yıldız, 17 Haziran 2026 tarihine kadar fiilen çalışmaya devam etmiş; bu süre içerisinde EMO adına düzenlenen faaliyetlerde görev almış, kurum çalışmalarına katılmış ve kendisine çeşitli görevler verilmiştir. Buna rağmen EMO Merkez Yönetim Kurulu, iş akdini geriye dönük olarak 31 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla feshetmiş; fiilen çalıştığı 17 günlük emeğin karşılığı olan ücret ve diğer çalışma haklarını gasp etmiştir.
- 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca kullandırılması gereken ihbar süresi kullandırılmamış, ihbar tazminatı da ödenmemiştir.
- Kazanılmış yıllık izin hakları eksiksiz kullandırılmamış ve izin haklarına ilişkin hak kayıpları meydana gelmiştir.
- İşten çıkarma gerekçesi olarak sözleşme süresinin sona erdiği belirtilmiş olmasına rağmen, görevin niteliği, çalışma biçimi ve yürürlükteki iş hukuku hükümleri dikkate alındığında bu gerekçenin hukuki bir dayanağı bulunmamaktadır.
- SGK kayıtlarındaki işten çıkış tarihi ile fiili çalışma süresi arasındaki açık çelişki bugüne kadar kamuoyuna açıklanmamıştır.
Bütün bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku bakımından ağır hak ihlalleri ortaya çıkmış; EMO'nun yıllardır savunduğunu ifade ettiği emek, hukuk ve çalışma hakkına ilişkin temel ilkelerle bağdaşmayan bir süreç yaşanmıştır.
Ayrıca Nursemin Yıldız'ın görev yaptığı süre boyunca sistematik baskı ve mobbing uygulamalarına maruz kalması da sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Sorumluluk Kime Aittir?
Bu süreç yalnızca bireysel bir iş ilişkisi olarak değerlendirilemez.
İstanbul Şubesi bünyesinde görev yapan bir çalışanın iş akdinin sona erdirilmesine ilişkin kararın, şube iradesi dikkate alınmaksızın EMO Merkez Yönetim Kurulu tarafından alınmış olması; örgüt içi demokrasi, katılımcılık ve kurumsal işleyiş açısından ciddi tartışmalara yol açmıştır.
Ortaya çıkan hukuki ihtilafların, kamuoyunda oluşan güven kaybının ve kurumsal tartışmaların siyasi ve idari sorumluluğu, bu kararları alan EMO Merkez Yönetim Kurulu'na aittir.
Bu nedenle EMO Merkez Yönetim Kurulu'nun;
- İşten çıkış tarihindeki farklılığın nedenini,
- Bildirimin neden daha sonra yapıldığını,
- Fiilen çalışılan dönemin hukuki statüsünü,
- İhbar hakkının neden kullandırılmadığına ilişkin değerlendirmesini,
- İzin haklarına ilişkin uygulamayı,
- SGK kayıtları ile fiili durum arasındaki uyumsuzluğa ilişkin açıklamasını,
kamuoyu ile şeffaf biçimde paylaşması gerekmektedir.
Emek Söylemi ile Uygulama Arasındaki Çelişki
EMO ve TMMOB yıllardır iş güvencesini, sendikal hakları ve emeğin korunmasını savunmaktadır.
Ancak kendi çalışanına ilişkin bu süreçte ortaya çıkan iddialar ve tartışmalar, savunulan ilkeler ile kurumsal uygulamalar arasındaki uyumsuzluğun sorgulanmasına neden olmaktadır.
Emek mücadelesi yalnızca dışarıya yönelik açıklamalarla değil, önce kurumun kendi çalışanlarına karşı hukuka, adalete ve emeğe uygun davranmasıyla anlam kazanır.
Kendi çalışanının haklarına ilişkin ciddi tartışmalar yaşayan bir kurumun, toplum nezdinde emek mücadelesini inandırıcı biçimde savunabilmesi için önce bu sorulara açıklık getirmesi gerekir.
Sonuç ve Çağrı
Bugün yaşananlar yalnızca Nursemin Yıldız'ın bireysel iş uyuşmazlığı değildir.
Bu süreç; EMO'nun emek anlayışının, hukuka bağlılığının, örgüt içi demokrasisinin ve kurumsal meşruiyetinin kamuoyu önünde sınandığı bir sürece dönüşmüştür.
Bu nedenle EMO Merkez Yönetim Kurulu'nu;
- Yapılan hukuka aykırı işlemleri ortadan kaldırmaya,
- Geriye dönük işten çıkarma işlemini iptal etmeye,
- Gasp edilen tüm ücret ve özlük haklarını eksiksiz teslim etmeye,
- Ve en önemlisi Nursemin Yıldız'ı derhal görevine iade etmeye çağırıyoruz.
Bizim temel talebimiz açıktır:
Nursemin Yıldız derhal işe geri alınmalıdır.
Çünkü hukuka aykırı olduğu belirtilen bir işten çıkarma işleminin en doğal sonucu, çalışanın görevine iade edilmesidir.
İşe iade gerçekleşmeden;
- emekten,
- hukuktan,
- adaletten,
- örgüt içi demokrasiden
söz etmek mümkün değildir.
Bu mücadele yalnızca Nursemin Yıldız'ın mücadelesi değildir.
Bu mücadele, TMMOB ve bağlı odalarda çalışan bütün emekçilerin iş güvencesi, emeğin onuru ve hukukun üstünlüğü mücadelesidir.
Nursemin Yıldız işe geri alınana kadar bu sürecin takipçisi olmaya, kamuoyunu bilgilendirmeye ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz.
Talebimiz nettir.
NURSEMİN YILDIZ DERHAL İŞE İADE EDİLMELİDİR.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.