Safsatalar Nursemin Yıldız'ın Haklı Direnişini Durduramaz!

NURSEMİN YILDIZ’IN MÜCADELESİNE KARŞI ÜRETİLEN GERÇEK DIŞI BEYANLARA CEVAPLAR

Gün geçmiyor ki, Nursemin Yıldız’ın direnişi hakkında yeni bir gerçek dışı beyan ortaya atılmasın…

Gün geçmiyor ki, Nursemin Yıldız’ın direnişine destek vermemek için yeni bir safsata ileri sürülmesin…

Gün geçmiyor ki, “Nursemin Yıldız’ı biz de haklı buluyoruz” şeklinde başlayıp ardından eklenen “ama” ile neredeyse “oh olsun” anlamına gelecek cümleler kurulmasın…

17 Haziran 2026 tarihinde hukuksuz ve hakları gasp edilerek ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI (EMO) Yönetimi tarafından işten atılan Nursemin Yıldız’ın haklı direnişini zayıf düşürmek için örtülü bir kara propaganda sürdürülüyor. Ortaya atılan bu gerçek dışı safsataları ele alıp, bu safsataların sahipleri de dahil olmak üzere tüm çevreyi aydınlatma görevini yerine getirme gereği doğmuştur.

SAFSATA 1: Nursemin Yıldız EMO Yönetimi tarafından işten çıkartıldığı halde, açıklamalarda EMO İst. Şb. Yönetimi hedef alınıyor safsatası.

Diyorlar ki: Nursemin’i işten çıkartan EMO merkezidir. Açıklamalar EMO İst. Şb.’yi sorumlu tutuluyormuş gibi anlaşılıyor. Hatta İstanbul Şubesi de bu süreçte bir muhatap değil, aksine merkezin kararına karşı birlikte hareket edilmesi gereken bir bileşen olarak görülmelidir.

CEVAP 1

Bu safsatayı üretenler, muhtemelen yapılan açıklamaları okumamakta ve kulaktan duydukları yalan yanlış bilgilerle böyle konuşup yazmaktadırlar. Bugüne kadar Nursemin’in işten çıkarılma süreciyle ilgili hiçbir metinde EMO İst. Şb. Yönetimi hedef alınmamıştır. Bu iddiaları ortaya atanlar hangi metinde ne denilerek İst. Şb’nin hedef alındığını göstermelidir. Açıklamalarımızda “EMO yönetimi” ibaresi kullanılmış olup bu ibare 20 Temmuz 2026 tarihinde, EMO İst. Şb. YK tarafından Nursemin Yıldız sürecini açıklamakla ilgili olarak yayımlanan basın açıklamasında bizzat EMO İst. Şb. Yönetim Kurulu'nun kendisi tarafından da kullanılmıştır

EMO İst. Şb. Yönetimi şu anki tavrından vazgeçip, Nursemin’in direnişine destek vermeye karar verirse, İst. Şb. Yönetimi elbette bir bileşen olarak görülür. Ancak EMO İst. Şb. Yönetiminin karar çoğunluğuna sahip kesimi şu ana kadar direnişin yanında olmak yerine karşısında olmayı seçmiştir.

SAFSATA 2: Nursemin Yıldız direnişi EMO merkezi önünde yapılmalıdır. İstanbul Şubesi önünde yürütülen ve doğrudan şubeyi hedef alan eylem, kararın gerçek muhatabını gözden kaçırmaktadır safsatası.

Diyorlar ki: Eğer bu kararın yanlış olduğu düşünülüyorsa (abç), mücadelenin adresi de kararı alan Merkez Yönetimi olmalıdır. Mali nedenlerle eylem Ankara’da olamıyorsa, sonuçta hepsi TMMOB olduğundan, tasfiyeci kliğin yönetimde olduğu Makina Mühendisleri Odası’nın (MMO) önünde de direniş yapılabilir. Nursemin’in işten çıkarılması, şu anki merkez yönetiminin işbaşına gelmesine vesile olan Mühendis Meclisi’nin eseridir.

CEVAP 2

Nursemin Yıldız, işten çıkarıldığının kendisine bildirildiği 17 Haziran 2026 tarihine kadar EMO İstanbul Şubesi’nde yaklaşık iki yıldır Örgütlenme Sekreterliği kadrosunda istihdam edilen bir elektrik mühendisidir. İstihdam edildiği yer EMO İst. Şb.’dir. Haksızlığa karşı mücadele haksızlığın yapıldığı yerde yapılır. Bu konuda bilgi sahibi olunmasa bile, başta Evrensel Gazetesi arşivi olmak üzere, işçi direnişlerinin nerelerde yapıldığını internette yapılacak kısa bir araştırma ile öğrenmek mümkündür. Bunu öğrenmeye bile üşenen çevrelerin bu önerileri aslında Nursemin Yıldız’ın uğradığı haksızlığı çok da umursamadıklarını göstermektedir. Tek başına <<eğer bu kararın yanlış olduğu düşünülüyorsa>> şartıyla bir cümleye başlanmış olması bile, kendilerinin Nursemin’in işten çıkarılmasını bir haksızlık olarak görmediklerini göstermektedir. Öte yandan, direnişi yapan kişi direnişin yapılacağı yeri direnişin karşısında pozisyon alanlardan öğrenecek değildir. Direnişçi direniş yerini kendisi seçer. Direniş yapılacak yerin seçilmesi konusunda devlet organlarının yaklaşımı ise aşağıdadır:

Anayasa Mahkemesi (AYM) İçtihatları:

Mekan Seçme Özgürlüğü: Anayasa Mahkemesi’nin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına dair yerleşik emsal kararlarında eylemin yapılacağı yerin seçimi doğrudan hakkın özüyle ilişkili kabul edilir.

Mekansal İlişki İlkesi: AYM kararlarında, "Toplantı ve gösteri yürüyüşünün amacına ulaşabilmesi ve sesin hedef kitleye duyurulabilmesi için, eylemin haksızlığın iddia edildiği mekanda veya bu mekanın yakınında yapılması hakkın kullanımını kolaylaştırır" esası vurgulanır.

Bu içtihada göre, haksızlığın yapıldığı yer ile doğrudan bağ kurduğu için mekânsal olarak en meşru ve yasal alan EMO İst. Şb. önü olmaktadır.

Yargıtay İçtihatları:

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin işyeri önünde direnen ve protesto eylemi yapan işçilere yönelik emsal niteliğindeki "Toplu Eylem" içtihatlarında şu kriterler netleştirilmiştir:

Sadakat Borcunun Sınırı: İşverenler genellikle işyeri ya da şube önündeki eylemleri "Şirketin ticari itibarını zedeliyor, sadakat borcuna aykırı" diyerek durdurmaya veya ek tazminat davaları açmaya çalışırlar. Yargıtay bu konuda net bir çizgi çekmiştir: İş sözleşmesi işveren tarafından haksız yere feshedilen işçinin, artık işverene karşı katı bir sadakat borcu kalmamıştır. İşçinin uğradığı haksızlığı şube önünde kamuoyuna duyurması meşru bir hak arama yöntemidir.

Barışçıl Katlanma Yükümlülüğü: Yargıtay kararlarında; "İşçilerin haksız fesihleri veya çalışma koşullarını protesto etmek amacıyla yaptıkları kısa ya da uzun süreli barışçıl eylemlere işverenin tolerans göstermesi (katlanması) gerekir" denilmektedir.

Dolayısıyla Nursemin Yıldız’ın EMO İst. Şb. önünde yaptığı direnişe “Şubeye zarar veriyor” diye karşı çıkanların, devletin yaklaşımından da geriye düşmesi altı çizilmesi gereken bir durumdur.

Ayrıca direnişin Şube önünde yapılması, daha ileride EMO merkezi önünde ve doğrudan muhatapları hedef alınarak EMO yönetiminin de en sert şekilde protesto edilmeyeceği anlamına gelmemektedir.

Direnişin tasfiyeci kliğin yönetimde olduğu MMO İst. Şb. önünde yapılması önerisi ise, yukarıdaki açıklamalarla, cevap vermeyi gerektirmeyecek kadar gülünç bir öneri olma seviyesine inmiş durumdadır.

Nursemin’in işten çıkarılmasını, Mühendis Meclisi’nin eseri olarak görmek ise, EMO yönetiminin haksız, hukuksuz eylemini ve bir emekçinin haklarının gasp edilmesi kararını görmezden gelmek ve bu kararı meşrulaştırmak anlamına gelmektedir. Aslında bu safsata tam anlamıyla bir ad hominem safsatasıdır.

SAFSATA 3: EMO’daki teamüller gereği örgütlenme sekreterliği görevi yönetim kurulu görevi ile birlikte sona erer safsatası.

Diyorlar ki: Oda müdürlüğü ve örgütlenme sekreterliği gibi kadrolar politik kadrolardır. Bu kadrolarda istihdam edilen çalışanlar yönetimle gelip, yönetimle birlikte gitmelidir.

CEVAP 3

Bu safsata, Nursemin Yıldız’ın işten çıkarılmasını meşru ve haklı gören bir yaklaşımdır. Bu safsatayı üretenlerin söylemek istediğini, “Nursemin Yıldız, önceki yönetimin kadrosuydu; şimdi yönetim değişti ve zaten Nursemin’in gitmesi gerekiyordu” şeklinde “Türkçeye” çevirmek mümkündür. Nursemin’in aslında kendisinin gitmesi gerekirken, EMO Yönetimi tarafından işten çıkarılmasında da bir sorun yoktur denilmektedir. Bu tip safsata cümleleri, “Nursemin’in işten atılmasına biz de karşıyız, ama…” dedikten sonra, “ama” kısmını tamamlayan ve işten çıkarılmayı meşrulaştıran cümleler olmaktadır. Ayrıca EMO İst. Şb. seçimleri Şubat 2026’da yapılmıştır. Oysa Nursemin’in iş akdinin feshi 17 Haziran’da Nursemin’e bildirilmiştir. Dolayısıyla bu safsatayı üretenler Nursemin’in yeni dönemde üç aydan fazla istihdam edilmesini açıklayamamaktadırlar.

Asıl önemli olan nokta ise, Nursemin Yıldız EMO İst. Şb.’nin son seçimlerinin kazanılmasını sağlayan Mühendis Meclisi’nin bir üyesi olduğu halde, yönetim değişti, o halde Nursemin de gitsin demek, “bağcıyı kovmak” anlamına gelmektedir. Safsata üretmenin dahi bir sınırı olmalıdır.

SAFSATA 4: EMO Genel Kurulu'nda geçmiş dönem ibra oylamasında Nursemin Yıldız olumsuz oy kullanmayıp kendini korusaydı safsatası.

Diyorlar ki: EMO Başkanı Mahir Ulutaş ile görüşüldü. Mahir Ulutaş, Nursemin’in asıl işten atılma nedeni olarak “Nursemin önceki EMO yönetimini genel kurulda aklamayanlar arasında olduğu için işten atıldı” dedi. Eğer Nursemin kendini koruyup aklamayanlar arasında yer almasaydı, işten atılmazdı.

CEVAP 4

Bu safsatadan Nursemin’in asıl işten atılma gerekçesinin resmi yazışmalarda belirtildiği gibi görev süresi dolduğu için (Kod: 5) değil de başkanı aklamadığı için bir intikam alma amacıyla işten atıldığı anlaşılmaktadır. Buna karşı çıktığını belirten kişinin bunu teşhir etmek yerine, Nursemin de kendini korumak için eski yönetimi aklamayanlar arasına adını yazdırmasaydı şeklinde yaklaşımı, EMO’daki ayak oyunlarının üzerini örten etik olmayan bir yaklaşımdır. Özetle, “etliye-sütlüye” karışma ve işinden de olma deniyor. Tam da sermayenin istediği bir emekçi profili çiziliyor. Oysa bu kişinin tavrı; Mahir Ulutaş’ın tavrını eleştirmek, bunu teşhir etmek ve benzer durumların oluşmaması için oda çalışanlarını genel kurullardaki tavırlarından sorumlu tutulmamasını sağlayacak tüzük değişiklikleri yapılması için çalışma yürütmek olmalıdır.

SAFSATA 5: Nursemin Yıldız’ın SGK’sız çalıştırılmasının çok da önemli olmadığı safsatası.

Diyorlar ki: SGK’sız çalıştırma çok da önemli değildir. SGK bildirimi yapılmadan bir personelin çalıştırılması, o personelin işten çıkartılmasına EMO İst. Şb. Yönetimin direndiği anlamına gelir. Bu durum açılacak işe iade davasında Nursemin’in elini güçlendirecektir. EMO Merkez Yönetimine; “Şube tarafından çalışmaya devam ettirilen bir çalışanı Merkez nasıl olur da işten çıkartır?” sorusunu sormak yerine Şubeyi suçlayıp Merkeze dokunmuyorsunuz.

CEVAP 5

SGK’sız çalıştırmayı önemli görmemek bu kişilerin emek mücadelesinden ne anladığını göstermektedir. EMO şubelerinin bulunduğu illerde her şubenin ayrı birer işyeri sicil numarası vardır. EMO İst. Şb. web sitesinde 20 Temmuz 2026 tarihinde yayınlanan Şube Yönetim Kurulu açıklamasında;

 

“İşten çıkarma kararı EMO Yönetim Kurulu tarafından alınmış, İstanbul Şubesi ise Oda Yönetim Kurulu'nun yazılı talimatıyla idari ve özlük işlemlerini yürütmek durumunda bırakılmıştır.”

 

denilmektedir. Yani yapılan safsatada ileri sürüldüğü gibi, EMO İst. Şb. Yönetimi EMO yönetimi kararına direnmemiş, tersine verilen talimatları harfiyen uygulayıp, 17 gün öncesi tarihle işten çıkış bildirgesi vererek Nursemin’in 17 gün SGK’sız çalıştırılmasına ve haklarının gasp edilmesine göz yummuştur.

Evet… bir soru sorulması gerekmektedir. Bu safsatayı üretenlerin EMO İst. Şb. Yönetimine “Çalışmaya devam ettirdiğiniz bir çalışanı nasıl olur da Merkez talimatıyla 17 gün önceki tarihle işten çıkarırsınız?” sorusunu sormaları gerekir. Ancak onların derdi, Nursemin’e destek olmak yerine, nasıl yaparız da bu işten atılmayı meşrulaştırırız safsataları üretmekten ibarettir.

SAFSATA 6: EMO şubeleri, EMO Yönetiminin aldığı kararları harfiyen uygulamakla yükümlüdür safsatası.

Diyorlar ki: Şubeler, Oda'nın örgütlenme yapısı gereği merkezin aldığı kararları uygulamakla yükümlüdür. Şube yönetiminin, merkezin aldığı bir kararı keyfi olarak uygulamaması hem idari hem de hukuki açıdan mümkün değildir.

CEVAP 6

Bu safsata Odayı yalnızca bir bürokratik yapı olarak görme anlayışını yansıtmaktadır. Oysa demokratların anlayışına göre odalar bürokratik yapılar olmaktan önce demokratik yapılar olmak zorundadır. Şubelerin tüzel kişiliği olmadığını ve teknik olarak her işlemin merkez veya merkez yetkilendirmesi ile şubeler tarafından yapıldığı şeklindeki işleyiş, odaların teknik işleyişidir. Ancak bu işleyiş demokratik işleyişin önüne geçemez ve geçmesine de izin verilemez. EMO İst. Şb. Yönetimi yaptığı açıklamada;

 

“Bu süreçte İstanbul Şube Yönetim Kurulumuz, Nursemin Yıldız’ın iş ilişkisinin devamı yönünde irade (abç) ortaya koymuş, Örgütlenme Sekreteri olarak görevine devam etmesini EMO Yönetim Kurulu'ndan talep etmiştir.”

 

demiştir. İrade sözcüğü rastgele kullanılacak bir sözcük değildir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde irade kelimesi karşılığında yazan birinci anlam “Bir şeyi yapıp yapmama konusunda kişinin kendi kendine karar verebilme ve bunu uygulama gücü” şeklindedir. Bu anlama göre Şube yönetimi aslında herhangi bir irade ortaya koymamıştır. Şube yönetimi ile EMO yönetimi bu işten çıkarma konusunda aynı görüşte değilse, bu durum Şube yönetiminin herhangi bir irade ortaya koyamadığını ve bu konuda basiretsiz davrandığını göstermiştir.

Öte yandan kendini EMO Yönetimi talimatlarına harfiyen uymak zorunda hisseden EMO İst. Şb. Yönetimi, merkez kararındaki hukuksuzluğu görerek bu hukuksuz kararı uygulamamak yerine, hukuksuzluğa ortak olmayı seçmiştir. Bu konuda hukuksal durum aşağıdadır:

 

5510 sayılı Kanunun 4. Maddesinin 1. Fıkrasının (c) Bendi Kapsamında Sigortalı Sayılan Kişileri Çalıştıran İşverenlerin Sigortalı İşten Ayrılış Bildirim Yükümlülüğü:

 

 

5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılan kişileri çalıştıran işverenler sigortalılığın sona ermesi halinde bu durumu en geç işten ayrılışı takip eden on gün içerisinde e-sigorta yolu ile kuruma bildirmekle yükümlüdürler.

 

Yani, kanunun aktarılan bu maddesine göre “Şube yönetiminin, merkezin aldığı bir kararı keyfi olarak uygulamaması hem idari hem de hukuki açıdan mümkün değildir.” ifadesi anlamsız kalmaktadır. Çünkü EMO Merkezi'nin kanuna aykırı işten çıkarma talebini Şube yönetimi uygulamak zorunda değildir. Şube Yönetimi bu kanuna aykırı talimatı uygulayarak Merkez sorumluluğuna ortak olmuştur veya Şube Yönetimi bu davranışı ile kendini evrak memuru düzeyine indirgemiştir.

SAFSATA 7: Nursemin’i işten çıkartan EMO Merkez Yönetimi’nin seçilmesini sağlayanların bu duruma neden olduğu safsatası.

Diyorlar ki: Bugün Merkez Yönetimi'ni eleştirenlerin önemli bir kısmı, geçmişte yapılan seçimlerde bu yönetimin oluşmasına siyasi olarak destek vermiştir. Bugün yaşanan işten çıkarma kararı da destek verdikleri bu yönetimin tasarrufudur.

CEVAP 7

EMO merkez yönetimi, bu safsatayı üretenlerin birbirini çizmesi sonucu oluşan bir yönetimdir. Ayrıca liste çalışması sırasında bir grubun kendini patron gibi görüp, diğer grupların adayları üzerinde rezerv koymaya çalışması sorunun asıl kaynağıdır. Dolayısıyla böyle bir EMO Yönetimi'nin ortaya çıkma sorumluluğu da bu safsatayı üretenlere aittir. Ayrıca EMO Merkez Yönetimi hangi şekilde seçilirse seçilsin, seçilen yönetim böyle bir uygulama yapamaz demek yerine, buna gerekçe üretmeye çalışmak Nursemin konusundaki asıl niyeti ortaya koymaktadır.

Yukarıda açıklanmış olduğu gibi, bu işten çıkarma tek başına siyasi destek verilen EMO Yönetimi'nin tasarrufu değildir. Bu yönetime siyasi destek vermemiş olsa da, EMO Yönetimi'nin kanunsuz talimatını uygulayan Şube Yönetimi de hukuk dışı sürece ortak olmuştur. Ancak işten çıkarma ile EMO Merkez seçimlerinde yaşananlar arasında korelasyon kurulmaya çalışılması nesnel olarak bu işten çıkarmayı gerekçelendirmek ve meşrulaştırmak anlamına gelmektedir.

SAFSATA 8: Mühendis Meclisi'nin tasfiyeci klikle arasını düzeltmek istediği için EMO Merkezi yerine EMO İst. Şb.’yi hedef aldığı safsatası.

Diyorlar ki: Mühendis Meclisi Sol Parti ekibiyle arayı düzeltmek istediği için EMO İst. Şb. hedef alınıyor. Bunu daha düzgün yolla yapabilirlerdi.

CEVAP 8

EMO İst. Şb.’nin hedef alındığı safsatası yukarıda yeterince yanıtlanmıştır. Ancak bu düşüncenin temelinde yatan Mühendis Meclisi’ne duyulan kin ve öfkedir. Bu nedenle de Nursemin Yıldız’ın işten atılmasına yönelik “oh olsun” türünden yaklaşımlar sergilenmektedir. Öte yandan odalara egemen olan bu tasfiyeci siyasi yapıyla geçmişte mücadele edilirken, bu safsatayı üretenlerin o zaman nerede durduklarını yeniden bilinçlerine çıkartmalarında yarar vardır.

SAFSATA 9: Nursemin Yıldız’ın haksız yere işten atıldığı düşünülüyorsa, açılacak davayı kazanıp geri dönebilecekken niye direniş yapılıyor safsatası.

Diyorlar ki: Mühendis Meclisi Nursemin’i savunsa, onu çalıştırmak isteyen şubeyi karşısına almazdı. Mühendis Meclisi Nursemin üzerinden popülarite peşinde koşuyor. Nursemin mahkemeyi kazanıp geri dönebilecekken, direniş yapılması anlamsızdır.

CEVAP 9

Nursemin’in davayı kazanacağına şüphe yoktur. Ancak “işe geri dönebilir” şeklindeki ifadenin bilgisizlikten yazılmış olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü dava kazanılsa da, kanun işbaşı yaptırmayı işverenin keyfine bırakmıştır. Yani direniş yoluyla Nursemin işini geri alamazsa, mahkeme kazanıldıktan sonra işine geri dönemeyecektir. Belki de bu safsata üretilirken asıl amaçlanan da budur. Daha önce yazıldığı gibi, tavır Şube’ye karşı alınmamaktadır.

Popülarite peşinde koşmak ve mahkemeyi kazanıp geri dönmek ise ilginç bir yaklaşımdır. Bu safsatayı üretenler aynı öneriyi bir işçi liderine, örneğin Mehmet Türkmen’e söyleyebilir mi? Bu sendika yöneticisine mahkemeyi kazanıp haklarınızı alabilecekken niçin direniş yapıp popülarite peşinde koşuyorsunuz diyebilirler mi?

SAFSATA 10: Nursemin Yıldız’a karşı mobbing yapıldığı iddialarına karşı, mobbing iftirası atılıyor safsatası.

Diyorlar ki: Nursemin Yıldız’a iki yıllık çalışma süresi boyunca mobbing yapılmamıştır. Mobbing iddiası bir iftiradır.

CEVAP 10

İki yıllık çalışma süresince Nursemin’e yönelik liyakatsız, çalışmıyor gibi dedikodular ve mobbing uygulamaları ileride ayrıntılı olarak ele alınacaktır. Ancak buna iftira demek bir safsatadır. Ayrıca her yerde “kadının beyanı esastır” söylemini öne çıkaranlar şimdi Orwellian yaklaşımla “bazı kadınların beyanı daha az esastır” moduna mı geçmiştir? Öte yandan, işten çıkarılmadan önce Nursemin Yıldız’a başka bir kadro önerildiği ve bunun Nursemin tarafından kabul edilmediği yalanı yayılmaya çalışılmaktadır.

Nursemin Yıldız kendisine başka bir kadro önerildiği şeklinde alttan alta yayılan söylentileri kesin bir dille ret etmektedir. Ancak burada üzerinde durulması gereken başka bir konu vardır.

Yayılmaya çalışan bu yalan aslında Nursemin’e mobbing uygulama isteğini ortaya koymaktadır. Çünkü bir çalışanın istihdam edildiği kadrodan daha alt düzey bir kadroda istihdam edilmek istenmesi tam anlamıyla bir mobbing uygulamasıdır. Mobbing iddialarına iftira diyenler, bu yaydıkları yalanla suçüstü yakalanmıştır.

SON SÖZ

Sermaye sözcülerinin, patron yardakçılarının işçilerin hak arama mücadelelerine ve bu mücadeleler sırasında yapılan direnişlere karşı, direnişleri kırmak ve kamuoyu algısını değiştirmek için ne tür safsatalar ürettikleri bilinmektedir. Bu alışılagelmiş bir durumdur.

Tüm direnişlerde üretilen bu safsataların, yalan ve dedikoduların amacı; direnenleri küçük düşürmek, morallerini bozmak, direnişlere olan desteği azaltmak ve sonucunda da direnişleri kırmak olduğu bilinen bir gerçekliktir.

Bu tür safsatalar sosyalistler ve kendilerini emekten yana olarak tanımlayanlar tarafından ciddiye bile alınmaz.

Ancak burada durum farklıdır. Bu sefer bu safsatalar kendilerini emekten yana olarak lanse edenler tarafından üretilmektedir. EMO ve TMMOB içinde tasfiyeci hâkim anlayışa karşı saflarda bir görüntü çizen çevreler, sermayenin dili olan bu safsataları yayabilmektedirler. Oda'nın emekten ve halktan yana bir yapıya dönüştürülmesi için mücadele edenlere karşı zıt kutuplarda görünenlerin bu ortaklaşması örgütteki çürümenin geldiği noktayı gözler önüne sermiş durumdadır.

Bu çürümenin önlenmesi için herkese görev düşmekte ve bu görevin bir parçasının da Nursemin'in haklı direnişine destek vermekten geçtiğini herkesin anlaması gerekmektedir.

 

17.08.2026 

 

MÜHENDİS MECLİSİ